Showing posts with label Fenerbahçe. Show all posts
Showing posts with label Fenerbahçe. Show all posts

Sunday, June 3, 2012

Dirk Kuyt


Hem Fenerbahçeli hem Liverpoollu (sana ne arkadaş, ikisini de seviyorum işte) biri olarak Kuyt transferine çok sevindim tabii ki de. PVH gibi liderlik vasfı yok elbette ama sarı saçlarını savura savura yapacağı driblingler ve gömçürdüğü şutlarla çok akıl alır buralarda. Onun hakkında tek derdimiz tribüne nasıl çağıracağımız olur yani. Şöyle diyeyim; Kuyt'u Galatasaray alsa, çok üzülürdüm. Bu transfere dair daha da yazmama gerek yok herhalde.

Not: Kuyt'un transferinde ismini zikrettiği PVH keşke kulüp bünyesinde resmen çalışsa, Evropa'dan adam bulsa, getirse falan. Ne güzel olurdu.

8 Yıl Önce Bugün


8 yıl önce tam da bugün Alex, Fenerbahçe'ye geldi. İyi ki de geldi. "Kandırmayın Fenerbahçelileri, Alex gelmez" diyen Fatih Altaylı'ya da ayrı selam olsun.

Thursday, May 17, 2012

Aykut Kocaman #5


İşin teknik taktik detayı üzerine değil saatlerce, haftalarca konuşulur. Bunda sıkıntı çıkarılacak bir durum yok, ancak konu bu acayip süreçte önce futbolcuları sonra da camianın geri kalanını ayakta tutmak için bir şeyler yapamak ise Aykut Kocaman'ın performansı takdir edilesidir.

Bu sebepten, teşekkürler Aykut Kocaman!

Sunday, May 13, 2012

Helal Olsun!


Sade bir taraftar olarak şu takıma helallik verme hakkı bende görülürse şunu demek isterim: hanidir yaşanmakta olan malum süreçte, onca kayıp yaşamaya rağmen, yıkılmadan son dakikaya kadar direnen, şampiyonluk kovalayan futbolcu, teknik heyet ve o en klasik deyimle malzemecisine kadar hepsine hakkımı helal ettim. Canları sağ olsun!

Bütün sene boyunca ligi pek takip etmedim. Canım sıkıldı yaşanan tüm süreçten, yazılıp çizilenlerden. Tek derdim o çubuklu formayı sahada görmek, onun mücadelesini izlemek çünkü. Şu saçma sapan Play-Off sürecine az bir süre kala ligi takip etmeye başladım. O da maçları izlemek yerine, gazetelerden, twitter'dan takip yani.Gerçi öyle olmasa bile bu sene Fenerbahçe adına futbol konuşmak yerine direnmenin konuşulacağı bir sezondu. Çok farklı hatırlanacak. Gönül isterdi ki, kupayla taçlansın bu sezon ama nasip değilmiş.

Uzun lafın kısası; bu takımdaki her kişiye helal olsun!

Tuesday, April 24, 2012

Monday, April 16, 2012

Günaydın! Irkçılık Zaten Bu Ülkede Hep Vardı


Ultras Movement blogundaki şu başlıklı yazıyı görünce verdiğim ilk tepki bu yazının başlığında verdiğim tepkidir. Daha geçenlerde Eboue'ye yapılan pankart veya Trabzonspor taraftarının Fenerbahçeliler için açtığı "papazın çayırı" mevzulu pankartı.

Olaya yeni uyanan herkese bu sebeple günaydın diyorum...


Not: Emre meselesine dair şu yazı da okunasıdır.

Saturday, April 14, 2012

Dünden Bugüne Diana Taurasi


Dün: Fenerbahçe kadın basketbol takımı oyuncusu Diana Taurasi, Galatasaray taraftarına hareket çekiyor.


Bugün: Galatasaray kadın basketbol takımı oyuncusu Diana Taurasi, Fenerbahçe taraftarına hareket çekiyor.

***

Büyük yetenek olmak mümkündür, öyle hatırlanmak da; ancak büyük insan olmak, öyle hatırlanmak için büyük yetenek olmak yetmiyor.

Thursday, April 5, 2012

Volkan'a Neden Ceza Yok?


PFDK, olaylı Trabzonspor - Fenerbahçe maçı sonrası Trabzonspor'a 2 maç ceza verdiğini açıklamış. Lakin merak ettiğim şey şudur esas; sahaya eldivenleri içinde bıçakla çıkan Volkan Demirel'e neden ceza verilmedi arkadaşlar? 

Sunday, March 25, 2012

Saturday, January 14, 2012

Lefter


Camiamızın ve Türk sporunun başı sağ olsun...

"Tribünler söyledi binlerce kere 
 Ver Lefter’e yaz deftere
 Bitti kalem doldu defter
 Bu alemde kral Lefter"


Wednesday, December 14, 2011

Merve'den Güzel Haber


Haziran ayında kan kanseri (lösemi) teşhisi konulan Fenerbahçe Yıldız Kız Basketbol takımının başarılı oyuncusu Merve Bodur kardeşimizin Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gördüğü tedavi sürecinin ilk aşamasının başarıyla tamamlandığını ve tedaviye evde devam edileceğini haberi geldi.

Bu güzel haberi buradan da duyuralım. Blogun takipçileri hem buradan hem de Twitter'dan Merve'nin durumunu devamlı soruyorlardı zaten.

Merve'ye tekrardan acil şifalar dileyelim.

Sunday, December 11, 2011

Kadınlar, Kitaplar ve Fenerbahçe

Nejat İşler: "Benim için hayatta üç önemli olgu vardır; kadınlar, kitaplar ve Fenerbahçe..."

Sunday, September 25, 2011

Two Nations Cup


Two Nations Cup 2011 Basetbol Turnuvası 1-2 Ekim tarihleri arasında Abdi İpekçi Spor Salonu'nda, kürek yarışları ise 23 Ekim tarihinde Haliç'te düzenlenecek.

"Dostluk Sporla Pekişiyor" temalı bu projeye Türkiye ve Yunanistan ortak imza atmakta. Projeye destek veren kişi ve kurumların katkılarıyla "Two Nations Cup" bu yönde atılmış en somut örneklerden biri olacak kuşkusuz.

Organizasyonun basketbol turnuvasına Türkiye'den Fenerbahçe ve Efes katılırken Yunanistan'dan da Olimpiakos ve Panathinaikos katılıyor. Bu kulüpler hem A Takım hem de genç takımlar düzeyinde turnuvaya iştirak edecekler.

Biletler Biletix'ten temin edilebilir. Maç günleri de salon gişelerinden alınabilecek. Bilet fiyatları 10 tl ile 40 tl arasında değişmekte. 2 günlük kombine bilet alanlara %20 indirim var bu arada.

Turnuva programına aşağıdaki tablodan ulaşabilirsiniz. Daha detaylı bilgi için organizasyonun web sitesine bakabilirsiniz. - http://www.twonationscup.com/


Wednesday, August 17, 2011

42 Gün Sonra Gelen Yalanlama



6 Temmuz 2011'de ülke medyasında toptan şöyle bir haber çıkmıştı.



Savcılık, "Biz, F.Bahçe’nin takibe aldığımız son 5 maçının sonuçlarını önceden biliyorduk. Uzun süredir bu işin peşindeyiz. Delillerimiz oldukça sağlam. Gözaltına aldığımız kişilerin önüne belgeleri koyuyoruz, kimse inkar edemiyor" dediler.



Daha sonra 1, 5 aydan fazla bir süre bu mevzuyla alakalı gerek tv'de gerekse de gazetelerde tartışmalar oldu. Bunca zaman konu hakkında yalanlama gelmediği için haberin doğru olduğunu varsayıldı haliyle. Hatta insanda şu şüpheyi de uyandırıyordu bu durum; maçların skoruna kadar önceden bilen kişiler, bahis işine el atıp voleyi vurmuş olmasın sorusu soruluyordu.



Ondan sonra, 2 gün önce bir haber daha çıktı. Aziz Yıldırım, Cumhurbaşkanı'na bir mektup yazıp savcı ve soruşturma hakkında bazı şikayetlerde bulunmuş. Bu mektuptan bir gün sonra savcılık konuya dair şöyle savundu kendini:



"Soruşturmaya konu son 5 maçta şike olduğu ve maçların skorlarını maçlar oynanmadan önce bildiğimiz şeklinde hiçbir ortamda değerlendirme yapılmamış, görüş açıklanmamış olup, buna dair düşünce yorum ve duyumlar tamamen hayal mahsulüdür."


E o zaman şöyle denmez mi ? Madem bunlar; Türk medyası a.k.a hayal mahsülleri ofisi tarafından uydurulmuş haberlerdi, neden ilk ortaya atıldığında yalanlama gelmedi? Savcının işi gücü yok her gün gazeteleri mi takip edecek diye bir soru gelebilir belki ama mevzu sadece tek bir gün medyada geçmiş bir olay değil ki. 1, 5 aydır işine geldiğince kullandı bunu iddia makamı ve kendine iddia makamı payesi biçen medyadaki dalkavuklar. Rüzgarı işine geldiğince kullanıp sonra terse esmeye başlayınca rüzgara sövmek gibi değil mi bu yapılan?


"Son 5 maçın skorunu önceden biliyorduk" haberini de "Emenike'nin para sayarken görüntüleri var", "Korcan'ın olmayan kız kardeşi ve araba meselesi" haberleri gibi onlarca yalan haber arasına gönderiyoruz. Operasyonun medya ayağının uydurduğu propaganda haberlerine bakalım daha kaç tane eklenecek?


Saturday, August 6, 2011

Taktik Emenike'de Tuttu, Sıra Alex'te!



"... Kulüp yöneticileri ile pazarlıklar ya da politika hakkında konuşmam. Sadece futbol hakkında konuşurum. Futbol kulislerinin içerisinde hiçbir zaman bulunmadım, hiçbir zaman bu şekilde kendimi kirletmeyeceğim gibi bu olaylardan nefret ederim. Ben futbol oynayıp, saha içerisindeki sıkıntıları çözmek üzere yetiştirildim. Kazanarak, kaybederek ama herzaman futbolun taleplerine saygı duyarak hareket ederim. Deli gibi çalıştım, zamanımdan fedakarlık ettim, ağrılarla oynadım, limitime kadar zorladım ve bu yüzden 28 tane gol attım ve birsürü gol pasında pay sahibiydim. Hukuka aykırı hiçbir durumun içerisinde ismimin geçmesine izin vermem, vermeyeceğim. Benim ismim ve karakterim, ortaya atılan herhangi bir aptal güvensizlik durumunun üstündedir. Eğer herhangi bir kişi, bu saha dışı olaylara katıldığıma dair bir virgül bile kanıtlarsa, futboldan bütün kazandıklarımı geri veririm ve aynı anda futbolu bırakırım..."



Alex de Souza



***


Ülke medyasının ne yazık ki büyük çoğunluğunda olan "çamur at izi kalsın" alışkanlığının son mağduru Karabükspor'dan Fenerbahçe'ye transfer olan Emenike'ydi. "Bu düpedüz ırkçılık" denilebilecek yaklaşımlarla adama yapılmadık şey kalmadı ve en sonunda oyuncu isyan ederek bu ülkeyi terk etti. Aynı medya baktı ki bu taktik işe yarıyor şimdi de Alex'in üzerine oynamaya başladı. Fenerbahçeli bir yöneticinin telefondaki, "Baba, yeneriz diyor mu Alex?" sorusundan "Alex de şike yapmış" çıkarımını yapan Taraf ve ona benzer medya kurluşlarının amaçları bellidir. Suyu daha da bulandırmak ve Alex'i bu ülkeden göndermeye çalışmak. Bu oyunları elbette ki tutmayacak. Ve şunu da eklemek lazım; hem bu tarz köpek dolapları çevirip hem de sütten çıkma ak kaşığı oynamak namertlik değildir de nedir? Daha sonra bu oyunlarına tepki gösteren Fenerbahçelileri sakinliğie davet etmeleri de ayrı komedi.


Tarih elbette bu kişileri yazıyor ve bu taraftar da tek tek bu isimleri kafalarına kazıyor. Merak etmesinler yani, kolay kolay kimse unutmaz, unutmayacak da...


Sunday, July 24, 2011

Ebesinin Ama Ali Sami


Serhat Ulueren: "Santos'un attığı ilk golde Korcan'dan şüpheleniyorum, yumruklarını uzatmadı."

Dün Trt Haber'de yayınlanan Büyük Takip adlı belgeselde konuşan bilirkişi Serhat Ulueren'in kurduğu cümleydi bu... Devlet kanalı ise bu programdaki yaklaşımıyla, daha dava görülmeden kelle istemesiyle malum soruşturmanın içeriğiyle ilgili insanı iyice kıllandırmıştır.

Uyanma Zamanı

Aziz Yıldırım, "verilmeyecek hesabımız yoktur" demiş. Bu, taraftarın 3 Temmuz'dan beri yönetimdeki herhangi birinden duymak istediği sözdü(r).

Biraz geç oldu ama yönetim uyanıyor galiba. Taraftarın iteklemesiyle de olsa uyanmaları güzel. Öteki türlü o sessizliğin hiçbir manası yoktu.

Saturday, July 23, 2011

Yazıklar Olsun!

S. Donetsk maçındaki haklı tepkilerin arasında gözüme batan ve beni rahatsız eden Aziz Yıldırım maskeleri, pankartları vs. temalı bir eleştiri yazısı yazacakken, Fenerbahçe Kadın Basket Şubesi'ndeki küçülme haberlerini duyunca o yazıdan vazgeçmek... Hiçbir şey yazası gelmemek... Şu an halet-i ruhiyem budur. Aslında daha da beteri var elbet. Basiretsiz yönetim kuruluna da kongre üyelerine de sövüp sayıyorum. Hele yönetim!!! Bostan korkuluğundan farkları yokmuş. Yazıklar olsun!

Bakalım daha ne kadar küçüleceğiz? Tek Adam rejimine bu denli sıkı sıkıya sarılmanın camiayı buralara sürükleyeceğini görmemek için kör olmak gerekirdi. Bunları yazınca "Fenerbahçe düşmanı" olarak beni ve benim gibileri gösterenler bugün kadın basket şubesiyle ilgili haberlere küfürler ediyorlar. Ne demek lazım buna?

Basiretsiz adamlar topluluğu Fenerbahçe yönetimi, 3 Temmuz'dan beri sessiz sakin takılmalarından sonra basket şubesiyle ilgili kararlarıyla iyice sıvamış oldular özetle.

Bunları konuşmamız, bu söylentileri işitmemiz bile yeterince mide bulandırıcıdır.

Yazıklar olsun!

***


Not: Bu yazıyı yazdıktan sonra Twitter'dan Yusuf Kenan Çalık bilgilendirdi sağ olsun. Aynen aktarıyorum yazdıklarını;

" Birsel ve Nevriye'nin menajeri ile konuştuk kulüp bulun şeklinde bir şey söylenmedi dedi. Basketbol şubesi ise tabi ki tedirginlik var ancak küçülme gibi bir şey söz konusu değil dedi."