Showing posts with label Galatasaray. Show all posts
Showing posts with label Galatasaray. Show all posts

Saturday, April 14, 2012

Dünden Bugüne Diana Taurasi


Dün: Fenerbahçe kadın basketbol takımı oyuncusu Diana Taurasi, Galatasaray taraftarına hareket çekiyor.


Bugün: Galatasaray kadın basketbol takımı oyuncusu Diana Taurasi, Fenerbahçe taraftarına hareket çekiyor.

***

Büyük yetenek olmak mümkündür, öyle hatırlanmak da; ancak büyük insan olmak, öyle hatırlanmak için büyük yetenek olmak yetmiyor.

Friday, June 17, 2011

5'te 5

Galatasaray'ı deplasmanda 91-88 yenerek seriyi 4-2 kapatan Fenerbahçe Şampiyon!!!
5'te 5 istiyorduk, Allah gönlümüze göre verdi.
Helal olsun sizlere.

Türkiye Futbol ligi şampiyonu: FENERBAHÇE
Türkiye Erkekler Basketbol ligi şampiyonu: FENERBAHÇE
Türkiye Kadınlar Basketbol ligi şampiyonu: FENERBAHÇE
Türkiye Erkekler Voleybol ligi şampiyonu: FENERBAHÇE
Türkiye Kadınlar Voleybol ligi şampiyonu: FENERBAHÇE

Friday, May 27, 2011

Diyet Ödenmeye Devam Ediyor: Orhan Şam Fenerbahçe'de

görsel: gsbasket.org

Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe'de forma giyen dünyaca ünlü basketbolcu Diana Taurasi'nin bir maç sonrası kendisinden alınan numunenin incelenmesiyle idrarında yasaklı maddeye (modafinil) rastlandığı açıklanmış ve bu olay Türk spor kamuoyunda çok büyük bir yankı bulmuştu. Daha sonra olaya müdahil olan olmayan herkes konuya dair fikir beyan etti elbette. Taurasi ve Fenerbahçe cephesi bir yanlışlık olduğunu iddia ederken, bunun aksini söyleyenler de mevcuttu.

Aradan belli bir zaman geçtikten sonra önce Taurasi'nin aklandığı görüldü. Oyuncunun final serisi için Fenerbahçe'ye döneceği iddia edildi ama bu gerçekleşmedi. Final serisinde Galatasaray'ı deviren Fenerbahçe 6. kez üst üste şampiyon olurken; Galatasaray cephesinde bu şampiyonluğun, doping yapan Taurasi'nin diyeti olduğunu iddia edenler vardı. Onlardan biri de GsBasket sitesiydi. Yukarıdaki görsel de GsBasket sitesinden alıntı zaten (kendilerine teşekkür edelim yeri gelmişken). Aynı sitenin forumlarında Taurasi'yi aklama operasyonunda Amerika'nın (Amerikan başkanının diyen de vardı) devreye girdiği de iddia edilmişti. Hatta Taurasi'yle birlikte Gençlerbirliği'nden Orhan Şam ve Karsspor'dan Ali Mesut'un da bahaneyle aklandığı ileri sürülmüştü.

Velhasıl kelam yine aradan belirli bir zaman geçti. Önce Taurasi Galatasaray'la anlaştı. Bugün de Gençlerbirliği başkanı İlhan Cavcav, Orhan Şam'ın transferi konusunda Fenerbahçe'yle anlaştıklarını açıkladı. Son anda bir pürüz çıkmazsa önümüzdeki sezon Orhan Şam Fenerbahçe forması giyecek.


İlk bakışta bu transfer size normal görünebilir. Ama yapboz'un parçalarını dikkatlice incelediğinizde GsBasket sitesindekilerin ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıyor mu? Doping yapan Taurasi'yi kurtaran Amerikan lobisi, arada bahaneyle kurtardığı Orhan Şam'ı da bugün Fenerbahçe'ye hediye etti diyemez miyiz? TBF ve TFF de bu oyuna ortak olmuş durumdadır.

Bütün bu olup bitenden sonra, "diyet ödenmeye devam ediyor" denmez de ne denir? Sorarım size a dostlar...

Friday, April 15, 2011

Seni Pamuklara Sarmalar Sararız


Yalanlanan her haberde bir gerçeklik payı ararım. Komplocuyum, enginlere sığmam taşarım. Çoğunlukla oyuncu ya da yönetici aslında medyaya konuşur, anlatır bu tip mevzuları; ama sonra "yok öyle bir şey" ayaklarına yatar da ondandır bu düşüncem.

Aşağıda, Milliyet gazetesinin internet sayfasından alınmış bir haberden küçük bir bölüm var.

***

“Kapılarımız Arda’ya her zaman açık. Yeter ki Fenerbahçe’ye gelmek istesin” ifadelerini kullanan Fenerbahçeli bir yönetici ardından şunları ekledi;
Biz Arda’yı pamuklara sarar koruruz. Fenerbahçe camiası kendisine her zaman sahip çıkar. Sarı-lacivertli forma altında çok mutlu olur.”
Bu ifadeler Fenerbahçe’nin böyle bir transfere ne kadar istekli olduğunu gösterirken, aynı yönetici, “Arda’nın transferi tepki doğurmaz mı? Fenerbahçe taraftarı bunu nasıl karşılar?” sorusu üzerine de “Emre de yıllarca Galatasaray’da oynadı. Şimdi Fenerbahçe’de en mutlu ve olgun günlerini yaşıyor. Büyük camiamız Arda’yı da kucaklar. Bir sıkıntı yaşanacağını düşünmüyoruz.”

***
Haber doğruysa da yalansa da, yukarıda cümlelerde haklılık payı mevcut.

Fenerbahçe'ye Beşiktaş Kapalı'sıyla birlikte küfür eden Tümer Metin'i...

Galatasaray'da oynarken Fenerbahçeli taraftarla kavga eden Fatih Akyel'i...

Galatasaray'da oynarken bir maçta yardımcı hakeme; "Ne biçim hakemsin sen? Fenerli misin yoksa? Nasıl düdük çalıyorsun?" diye diklenen Emre Belözoğlu'nu...

Fenerbahçe'ye transferi gerçekleşmeden önce Beşiktaş formasını öpüp, "500 milyon verseler de Fener'de oynamam, Beşiktaşlıyım" diyen Mehmet Topuz'u kabullenen, hazmeden, sanki bu olaylar hiç yaşanmamış gibi bu oyuncuları baş tacı eden ciddi bir grup varken Fenerbahçe seyircisi arasında; Arda Turan'ı mı kabul etmeyecek Fenerbahçe müşterisi, aman pardon seyircisi?

Neymiş efendim; Semih'in derbide boğazını sıkmışmış, Baroni'nin üzerine yürümüşmüş, antremana ziyarete gelen bir adamın telefon melodisi Fenerbahçe marşı çaldı diye şöyle olmuş da böyle olmuş da... Geçiniz!

İsmini vermeyen bir yöneticimizin dediği gibi; büyük camiamız Arda Turan'ı da kucaklar yahu! Çok mu zor? Kabullenemeyen, bu olası transferi hazmedemeyeceğini iddia edenler var. Onlar da benim gibi eski kafalı ne yazık ki. Tutturmuşuz bir, "Arda Turan Galatasaraylı Arda olarak kalsın, Semih Şentürk de Fenerbahçeli Semih kalsın" romantizmine arkadaşlar. Ne olacak bizim bu halimiz? Endüstriyel futbol diye bir şey var arkadaşlar. Hazmedeceksiniz diyor. Hazmedeceğiz artık.


Bütün bu yazıdan sonra hala hazım problemi çekiyorsak, ismini vermeyen sayın yöneticimiz bizlere soda gönderecektir. Bu konuda da müsterih olunuz.

Sevgiler
Eski kafa bi' Fenerbahçeli

Thursday, March 24, 2011

Sunday, March 20, 2011

Deplasman Yasağı Yerine


Derbinin çirkin rakı şişesi konusunu, derbinin güzel konuğu Toshack’ın ağzından dinleyebildiniz mi bilmiyorum. Dün gece CNN Türk’e konuk olan Galli teknik adama, “derbilere rakip taraftar getirilmeli mi” sorusu yöneltildi. Toshack’ın cevabı manidardı: “Derbiye rakı şişesi getirilmese daha güzel olmayacak mı?”

Uğur Meleke'nin "Derbide Şaşırtan 10 Şey" başlıklı yazısından alıntıdır.

Friday, March 18, 2011

Yeni Stad Eski Tarife

Gönülden geçen elbette hem şampiyonluk yolunda önemli bir virajı daha atlatmaktı, hem de Galatasaray'a yeni stadında ve oradaki ilk derbide ilk mağlubiyetini yaşatmaktı. Gönlümüzer göre oldu. Çok güzel oldu.

Semih'i orada boş bırakırsan, cezayı keser zaten.

Ve çok büyük topçusun Doktor!

Monday, March 14, 2011

Galatasaray-Fenerbahçe (Derbi Öncesi)

Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki rekabet Türk futbolunun şüphesiz en çok konuşulan rekabeti. Bu iki ezeli rakip hangi spor dalında karşılaşsa, bir şekilde iki takımın taraftarları da oraya gidip takımlarını sonuna kadar desteklemeyi ve müsabaka sonunda ezeli rakibini yenmenin coşkusunu kutlamak ister. Tabii bazen iki kulüp yönetiminin ortaklaşa aldığı o garip deplasman seyircisi yasağı kuralını saymazsak...

Futbolun çok konuşulduğu bu ülkede çok konuşulan bu rekabetin en çok konuşulduğu haftalar tabii ki futbolda bu iki ezeli rakibin karşılaştığı dönemler oluyor. Yine öyle bir haftaya girildi. Gerek hafta boyunca, gerekse de maç sonrası bir müddet bu derbi ve maçla alakalı tüm detaylar konuşulacak. Bu yazıda da maçın öncesine dair meseleleri irdeleyeceğiz.

Öncelikle bu derbi birçok açıdan ilginç olacak. Bunlardan biri de şüphesiz Galatasaray'ın yeni stadındaki ilk Galatasaray-Fenerbahçe derbisi olması. İki takım bugüne kadar farklı stadyumlarda, farklı şehirlerde maçlar yaptı ama ilkler özeldir düşüncesiyle bakarsak, çok ayrı değerlendirilecek bir maç olacak bu sebeple. İki taraf da maçı elbette kazanmak istiyor ama Seyrantepe'deki ilk maçı kazanmak daha bir anlamlı olacağından takımların maça hazırlanma aşamasında itici güç olabilecek etmenlerden biri de bu olacaktır dense, yanlış bir söz söylenmiş olmaz.

Ve yine stadyumla alakalı söylenebilecek başka bir şey ise; Galatasaray'ın Seyrantepe'de henüz maç kaybetmemiş olması da önemli bir detay. Galatasaray taraftarı belki de takımın genel görüntüsü itibariyle bunu şu an çok önemsemiyor olabilir ama bu önemli bir veridir. Öyle ya da böyle Galatasaray için avantaj hanesine eklenebilir maddelerden biridir. Tribündeki taraftarın maçın başlama düdüğüyle birlikte takımına destek vermesi olasılığıyla birlikte değerlendirildiğinde yine önemli bir avantajdır. Bahsedilen şeylere katılmayacak kişiler olacaktır elbet. Ama unutulmamalıdır ki; bunlar bir çeşit öngörüden ibaret. Kesin böyle olur mantığıyla kurulmuş cümleler değildir. Zaten derbilerde, her ne kadar öncesinde kağıt üzerinde avantaj olarak görülen şeyler yazılsa ve söylense de daha çok sürpriz diye tanımlanabilecek şeylerin yaşanma ihtimali azımsanmayacak kadar dikkat çekicidir.

Futbolun esas olduğu yere, yani saha içerisine dönecek olursak; Galatasaray medyanın şu sıralar kullanmayı çok sevdiği o söylemle "tarihinin en kötü sezonlarından birini" yaşamakta. Peki bu durum derbide sahaya ne kadar yansıyabilir? Öncelikle cuma gecesi Galatasaray'ın başında hangi teknik adamın saha kenarında olacağı konusu net değil. Bu yazının yazıldığı saatlerde takımın başında hala Hagi vardı ama spekülasyonlara bakılırsa, Hagi'nin yerine Tugay Kerimoğlu'nun takımın başında sahaya çıkma olasılığı da mevcut. Galatasaray sahaya Hagi önderliğinde çıkarsa, son haftalardaki bilindik tertibiyle sahada olacaktır. Bu Fenerbahçe için bir avantaj olur. Galatasaray'da şu an saha içinde düzensizlik düzen olmuş durumda. Ve ek olarak takım fazlasıyla kırılgan. Mesela en son maçta 2-1 öndeyken, üç dakika içinde yenilen 2 golle maçı 3-2 kaybetmelerinin en önemli sebeplerinden biri şüphesiz bu idi. Benzer sıkıntıyı sezonun ilk yarısındaki deplasmanlarda Fenerbahçe de yaşıyordu ama ikinci devre bu görüntünün tam aksi bir durum var. Galatasaray'da bir başka tartışmalı konu da kaleci Zapata'nın formsuzluğu. Gerek yan toplarda gerekse de uzaktan şutlarda büyük hatalar yapan bu kaleci, derbide Galatasaray'a ciddi sıkıntılar yaşatabilir. Fenerbahçe'nin duran toplardan bulduğu goller ve Alex, M. Topuz gibi isimlerin uzaktan deneyeceği şutlarla Zapata zor anlar yaşayabilir.


Galatasaray'ın bu maçta tam olarak hangi felsefeyle oynayacağı konusuna dair net yorumlar yapmak zor. O konu net olsa, artılar-eksiler daha rahat irdelenebilir zaten. Önce savunma mı düşünülecek veya hücum ağrılıklı mı oynayacaklar gibi... Yine de Hagi'nin oyun mentalitesi aşağı yukarı belli olduğundan, daha çok savunma üzerine kurulu bir futbol beklemek mümkün olur herhalde. Orta alanı da kalablık tutmayı amaçlayacaktır Hagi. Zaten antrenör olarak çıktığı Fenerbahçe maçlarında daha çok böyle oynamayı tercih etti. Ortayı kalabalık tutmanın yanı sıra oraya sert oyuncuları da monte ederek Fenerbahçe'nin orta saha direncini bozmak isteyecektir. Fenerbahçe'de Emre'nin sakatlığı sonrası o bölgede rakibin baskısına aynı sertlikte yanıt verecek oyuncu sıkıntısı yaşanabilir. Burada eğer oynarsa Selçuk önemli biri isim olacak. Bu oyuncunun derbi maçlarda ayrı bir motive olduğu gerçeğini de düşünürsek, Selçuk şayet oynarsa Fenerbahçe adına bu maçta hayli önemli bir oyuncudur.

Bu sezon bilhassa ikinci devredeki maçlarda kanatları daha iyi kullanan taraf Fenerbahçe. Dia veye Stoch'un oynaması durumunda Galatasaray'ın sağ tarafı defansif anlamda hayli zorlanacak gibi duruyor. Bu bölgeden yapılması muhtemel Galatasaray atakları da bu yüzden sekteye uğrayabilir. Yine Gökhan Gönül'ün geriden yaptığı bindirmeler Galatasaray'ın sol tarafında bayağı sıkıntıya sebep olabilir. Kanatları istediği şekilde kullanabilen bir Fenerbahçe, Galatasaray'ı çok zorlar. Fenerbahçe'nin maç öncesi önemli avantajlarından biri budur.

İki takımın geri dörtlüsü üzerine birkaç kelam etmek gerekirse; burada Fenerbahçe daha ağır basan taraf. Gerek ligin ikinci devresinde ortaya konan performans gerekse de bireysel olarak değerlendirildiklerinde ligin en kaliteli isimleri olması hasebiyle Fenerbahçe'nin geri dörtlüsü şu anki Galatasaray savunmasının birkaç adım ötesinde. Kaleci Volkan'ın son haftalardaki performasını da buraya ek olarak not düşmek lazım bir de.

Galatasaray'ın hücumda Baros'u ne kadar etkin kullabileceği de bu maç için önemli bir soru.
Keza Arda'nın oynayacak olması ve sahada ne derece etken olacağı da (bilhassa fiziksel anlamda) ibreyi Galatasaray lehine çevirecek etmenlerden biri olabilir. Fenerbahçe'de ise Alex ve Niang ikilisinin skora yaptıkları harikulade katkıları görmezden gelemeyiz. Bu iki oyuncunun ortaya koyacağı performansla Fenerbahçe galibiyeti rahatlıkla elde de edebilir. O derece önemli isimler...

Derbilerde sürpriz isimler genelde ön plana çıkar. Bu maç için de böyle şeyler olabilir tabii. Böyle değerlendirecek olursak, oynamaları durumunda Culio ve Stancu dikkat çekici performanslar ortaya koyabilirler. Fenerbahçe cephesinde ülkedeki derbilerde hanidir oynayan oyuncular var gerçi ama illa sürpriz isim olarak yazmak gerekirse Dia veya Stoch ikilisi derbinin konuşulan isimleri olabilirler.

Kağıt üzerinde ağır basan ve favori gösterilen tarafın Fenerbahçe olacağını tahmin etmek güç değil. Ve yine; Galatasaray'ın artıları, eksileri diye yazarken takımın bu sezon çok kötü bir performans ortaya koyması sebebiyle eksiler daha ağır basmakta, ancak derbilerde favori olarak gösterilmeyen tarafın aldığı sürpriz galibiyetleri de hatırlamak lazım.

Cuma gecesi; hakemin konuşulmadığı, kavganın gürültünün yerine sahadaki futbola odaklanacağımız bir derbi olması dileğiyle... Fenerbahçeli bir taraftar olarak gönlümden geçen bütün skorlar, Fenerbahçe'nin galibiyetiyle bitenler elbette ki.

Sunday, January 16, 2011

Kendini İyice Kaybeden İnsan: Erdoğan Bayraktar

Dün gece Seyrantepe'deki yeni stadın açılışına ve orada yaşananlara dair daha çok konuşulacaktır muhtemelen ama ben kafayı özellikle TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar'a takmış durumdayım.

Olayları iyice provoke eden konuşmasında söylediği "helal-i hoş olsun" lafı tam anlamıyla komedi. Sanki kendi cebinden çıkan parayla yaptırdı stadyumu. Arkadaş, nasıl bir kafa yapısıdır bu? Nasıl bir üstten görmedir? Anlamadım gitti.

Keza rahmetli Özhan Canaydın'ın stadyum projesiyle ilgili yanlarına gelmesini "acz içindeydi" diye anlatacak kadar da aymaz biri kendisi. Tam anlamıyla rezilliktir bu durum.

Bakalım Galatasaray yönetimi Erdoğan Bayraktar'a gereken cevabı verebilecek mi?

Wednesday, January 5, 2011

Bu Ülkede Futboldan Soğumak İçin Sebep Çok Aslında

"...Başkanlar Galatasaray'ın yeni stadını gezerken", Galatasaray atkısı açan mesai arkadaşının yanında Fenerbahçe atkısı açan Fenerbahçeli işçinin görevine son verildi.

Bu olay üzerine medya ya da internet siteleri ne tepki vermiş ya da vermiş mi diye nette dolanırken Ekşi Sözük'teki şu entryi rastlamam...


Bunu okuyup da sinirlenmeden, hatta sövmeden durabilen varsa helal olsun. Ne diyeyim başka?

Kontrolü yazıda da kaybetmemek için sözü burada sanırım Cem Dizdar'a vermek lazım. Çok güzel değinmiş hadiseye.

"Bir emekçi, sadece tuttuğu takımın atkısını açıyor diye işten çıkartılıyor... Sanırım bu olayın gerisinde, stadyumları 'mabet', kutsal bir yer olarak tanımlamak yatıyor. İnsanların hayatlarında kutsal değerler vardır elbette ama her şeyi bir kutsal haline dönüştürünce bir akıl tutulması yaşanmaya başlanıyor.
Düşünsenize, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ya da diğerleri için kutsal yerler, statlar, renkler yaratılıyor. Sanırım bu da insanların akıl sağlığını zorluyor.
"Madem Türk Telekom Arena o kadar kutsal bir yer olarak görülüyor, o zaman Yıldırım Demirören ve Aziz Yıldırım o çimlere neden bastı?" sorusu geliyor insanın aklına ister istemez.

Şimdi o stadyumun yapımında emeği geçen herkes Galatasaraylı mı? Orada bir çok farklı siyasi görüşten, farklı takım aidiyetlerinden insanların emeği var. O Fenerbahçeli işçi arkadaş, Galatasaraylı arkadaşıyla birlikte atkı açtıysa bundan ne gibi menfi bir sonuç çıkabilir? Bunun kime zararı var? Bir adam çalıştığı yerde, "Buranın yapımında benim de terim var" dediği bir yerde kendi kavlince bir gülücük bırakmaya çalışıyor hayatına, hayatımıza... O iki işçi yan yana emek harcayıp o stada gidecekler için birlikte çalışmadı mı? Aslında mesele futbola bir oyun, kültür ve mizah olarak bakabilmekte. Futbol mizahtan uzaklaşınca paranoyak-şizofrenik tutumlar ortaya çıkıyor. Bu olay, Ahmet Kaya’nın şarkıda söylediği gibi “Nereden baksan tutarsızlık” durumu. Düşün ki, bu hastalıklı hal üzerine biz bile bir şeyler söyleyerek birbirimizi hasta ediyoruz... Ve devamında hastalık çığı gibi büyüyor!"

Cem Dizdar

Tuesday, December 28, 2010

!

Bu konuyla ilgili ne yazsan, hep karşı taraftan "ama şöyle de böyle..." şeklinde savunmalar geleceği malum (aklı selim sahibi olan kesim hariç tabii bu genellemede). Her zaman böyle olmuştur, muhtemelen ileride de böyle olacaktır. Bu yüzden meseleyi çok uzatmadan hem ilgili makamların ne yapacağını, hem de Fenerbahçe camiasının bu işi peşini bırakıp bırakmayacağını merak ettiğimi belirteyim.

Son olarak da topu Radikal'e vereyim. Hadiseyi en güzel onlar özetlemişler zira.

Monday, December 13, 2010

Geçen Haftasonu

10. 12. 2010 Cuma, Eskişehirspor 2 Beşiktaş 0
Maç sonrası Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar (istisnaslar vardır elbette): Hahah...

11. 12. 2010 Cumartesi, Galatasaray 0 Gençlerbirliği 2
Maç sonrası Fenerbahçeliler ve Beşiktaşlılar (istisnaslar vardır elbette): Hahah...

12. 12. 2010 Pazar, Ankaragücü 2 Fenerbahçe 1
Maç sonrası Beşiktaşlılar ve Galatasaraylılar (istisnaslar vardır elbette): Hahah...

Ve...

12. 12. 2010 Pazar, İ.B.B 1 Trabzonspor 3

Birbirinize (birbirimize ya da) gülmeye iki dakika ara verirsek, bir şeye değinmek isterim.

Süper Lig'de 16. haftada oluşan puan durumunu sezona şampiyonluk parolasıyla başlayan 4 takımla özetlersek şöyle:

Lider Trabzonspor 39 puanda. Yukarıda bahsi geçen takımlar arasında lidere en yakın sırada olan Fenerbahçe 9 puan gerisinde 30 puanıyla 3. sırada. Beşiktaş ligde 5. ve lider Trabzonspor'un 12 puan gerisinde. Galatasaray ise ligde 10. sırada ve Trabzonspor'la arasında 19 puan var.

Şimdi Fenerbahçeliler, Beşiktaşlılar ve Galatasaraylılar birbirlerinin puan kayıplarına gülmeye devam edebilirler.

Tuesday, October 26, 2010

Dereyi Görmeden Paçaları Sıvamayalım Artık!

Değerli Fenerbahçeliler, takımdaşlarım, renkdaşlarım (Antu forum stayla): Büyük konuşmamayı öğrenmek için daha kaç olay yaşamak gerek acaba? (yazıya samimi girişi kes!) Hadi Denizli'de kaçan şampiyonluk ilk olaydı, kimse öngöremezdi nitekim. Peki bundan birkaç sene sonra bu kez Trabzonspor'u yenememe, şampiyonluğu son hafta Bursaspor'a teslim etme durumu? Ve tabii sonrasında yaşananlar...

Bu olay ders olmuştur herhalde diye düşünürken Galatasaray derbisi öncesi, dereyi görmeden paçaları sıvamış gibi olunmadı mı yine? Her ne kadar kuvvetli bir istatistiksel hadise olsa da ortada, neredeyse zamanında Galatasaraylıların düştüğü hata misalinden pota takmaya varacak iddialar dolaştı ortada. 5'den 6'dan aşağı gol sayısı söyleyen çok azdı sanki. "1-0 olsun bizim olsun dediğimde" ise buna cevaben "mağlubiyet kabul ederim" diyenler oldu. Yahu el insaf! Maçı oynamadan kazanmanın formülünü biliyor da, bu biçare Fenerliden saklıyorsanız, çok ayıp ediyorsunuz derim öyleyse. Öyle bir hava oluştu ki, çift gol atıp tek sayacağız modundaydı bir çok kişi. Ve tekrar ediyorum, büyük konuşmanın akabinde kaçan iki şampiyonluğu gören taraftar kitlesi yapıyor bu hatayı. Yapmayın etmeyin. Hani bir yandan Aziz Yıldırım ve yönetimini Denizli deplasmanında elden kaçan şampiyonluk için eleştiriyor ve aynı hataya Trabzonspor maçında düştükleri için eleştiriyor ve "aynı hatayı hatayı iki kere yapmak..." falan filan diyoruz ya, öyleyse taraftar olarak bizlerin yaptığına ne demeli? Biraz da özeleştiri yapmak gerek öyle değil mi? Hiç mi hatamız yok maçı kazanmadan kutlamalara başlamada?

Şimdi iki şey söylenebilir bu yazının üstüne; birincisi ben iddialı konuşmadım, temkinli yaklaştım diyenler çıkabilir. Ben de onlardan biriydim. Anlıyorum sizleri. Bu yazıda "Ahmet, Mehmet, Ayşe" diye tek tek isim sayamacağımıza göre böyle yazmak icap etti diyorum. İkincisi; yenilmedik sadece berabere kaldık, diyenler olacaktır. Evet. Bu doğru ama maç öncesi kutlamaları, geyikleri üzerine alınan bu bir puan sizi ne kadar mutlu etmiştir, orası tartışılır herhalde.

Uzun lafın kısası, biraz daha az gaza gelmeye çalışsak ve maçı sahada kazanmadan cebe üç puan indirilmeyeceğini düşünebilsek daha iyi olur. Yoksa, alınan beraberlik bile mağlubiyet etkisi yapmakta. İster bunun farkında olun ister olmayın...

not: maça dair de üç beş şey yazılabilirdi ama tribünde yaşanan ve her geçen gün daha çok can sıkan görüntünün üzerine ne desem muhabbet dönüp dolaşacak tribüne gelecek diye vazcaydım.

Saturday, October 23, 2010

Fenerbahçe-Galatasaray Nostalji Sekansı #2

3 Mayıs 1989 tarihindeki Fenerbahçe'nin 3-0'dan 3-4'e getirerek kazandığı Türkiye Kupası Çeyrek final maçından bir kare. Fotoğrafta topu kapma mücadelesi veren ikiliden soldaki bilmeyen azdır herhalde. Daha sonra Galatasaray'a transfer olan Fenerbahçeli Hasan Vezir. Diğeri ise Galatasaraylı Yusuf Altıntaş. Hemen arkalarında Galatasaray'ın kaptanı Cüneyt Tanman. Fotoğraftakileri saymaya devam edecek olursak; Cüneyt Tanman'ın arkasında yine bir Galatasaraylı var. O da Mirsad Kovacevic (karıştırmıyorsak tabii). Sol tarafta yer alan futbolcuların en arkada olanı ise Fenerbahçeli Turan Sofuoğlu. Fotoğrafın ortasında, arka planda Galatasaraylı Muhammet Altıntaş var. Ve en son, pozisyona hayli uzak kaldığı halde bu karede yer alan oyuncu ise Fenerbahçeli İsmail kartal.

Tarih: 30.09.1973. Stad: İnönü. Fenerbahçe ile Galatasaray 0-0 berabere kalıyorlar. O günden böyle bir enstantane ve arka planda güzel bir tribün fonu hatıra kalıyor bugünlere...


1989 yılında oynanan TSYD kupasından bir kare. Maçı Galatasaray 1-0 kazanıyor. Erdal Keser atıyor golü. Fotoğraftakiler ise Galatasaraylı Tanju Çolak ve Fenerbahçeli Erdi Demir.

fotoğraflar: Oktay ağabeyin arşivinden...

***

7 Kasım 2008 tarihinde yayımladığımız Fenerbahçe - Galatasaray Nostalji Sekansı başlıklı ilk yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Thursday, August 5, 2010

Aptalız, Aptalsınız, Aptallar


Dün oynanan OFK Belgrad - Galatasaray maçını Cevad Prekazi yorumladı. Prekazi'nin maç yorumu üzerine sosyal alemde bayağı tartışma yaşandı. Beğeneni var, beğenmeyeni var haliyle. Lakin anlamadığım bir şey daha var. Olayı nasıl oluyor da Fenerbahçe-Galatasaray rekabetine getirebiliyoruz her sefer? Mesele anladığım kadarıyla önce "Rıdvan Dilmen vs. Cevad Prekazi" kıvamındaydı (maç yorumlama anlamında), daha sonra büyüdü ve her zamanki gibi Fenerbahçe-Galatasaray rekabetine dönüştü.

Rıdvan Dilmen'e küfür ederek, çaktırmadan Fenerbahçe'ye ve Fenerbahçelilere küfür edeni var; keza Cevad Prekazi'ye küfür ederek yine çaktırmadan Galatasaray'a ve Galatasaraylılara küfür edeni de var...

Arkadaş; aptal mısınız? Aptal mıyız? Nedir olay? Benim yorumcum senin yorumcunu döver yaklaşımı mıdır bu? Derdiniz nedir?

Twitter'a yazdığımı buraya da yazayım. Meseleyi herhalde bu cümle en iyi şekilde özetler.

"Bir Türkiye gerçeği: Maç yorumcularını tartışırken bile Fener-Cimbom çekişmesi yaşamak."

Tuesday, July 20, 2010

Dostluk Maçı?


Alex de Souza: "...Sonrasında Galatasaray ile oynayacağız. Ancak ben bu dostluk maçını tam olarak anlayabilmiş değilim. Çünkü benim bildiğim Fenerbahçe ve Galatasaray arasında bir "dostluk" yok ki."

Bu cümleler Alex'in web sitesinden. Çeviri de bir hata yok ise, gayet ilginç ama bir o kadar da gerçekçi bir açıklama olmuş.

Sunday, July 18, 2010

Derbinin Skorunu Bilene Bonus'tan Forma Hediye


21 Temmuz Çarşamba günü Fenerbahçe ile Galatasaray, Borussia Park stadında Dostluk Kupası'nda karşı karşıya gelecekler. Bu derbi vesilesiyle Ariel Ortega Blog takipçilerine bir forma hediye ediyoruz. BİY önderliğindeki bu yarışmada kazanmak için yapmanız gereken şey ise, bu yazıyı yapacağınız yorumda tahmininizi belirtmek. Maçın skorunu ve golleri atan oyuncu / oyunculardan birini doğru tahmin ediyorsunuz yorumlarınızda ve maçın sonucuna göre doğru tahmini yapan kişiye, 2 takımın formasından seçeceğini hediye ediyoruz. Bir tahmin örneği yazalım: "FB 2-1 GS Gol: Semih" tahmini eğer Fenerbahçe kazanır ve Semih gollerden en az birini atarsa bu tahmin doğru olacak. Bu tahmini ilk yapan kişi de formayı kazanmış olacak..

Doğru tahmini yapan ilk kişiye ulaşacağız ve forması kendisine Garanti Bonus tarafından gönderilecek.

Konuyla ilgili diğer bilgiler için kampanya destekçisi Garanti Bonus'un Facebook hesaplarını ve yarışmanın TribunDergi'deki sayfalarını da takip etmek isteyenler için aşağıya adresleri yazalım.



Thursday, May 27, 2010

Siz Kötü Zemin Görmemişsiniz #8

Tarih: 23.03.1975
Stad:İnönü
Maç: Fenerbahçe 1 Galatasaray 0
Gol: Aydın

En öndeki İlhan İrem değil.
Onu siz sormadan söyleyeyim.

foto: Oktay ağabeyin arşivinden...

Monday, May 17, 2010

Özür Bekleyen Türk Futbolu

Öncelikle sezon başından son maçın son dakikasına kadar gösterdiği mücadele ve dün gece bu mücadelesini şampiyonluk kupasıyla taçlandıran Bursaspor'u başta teknik adamlığını ve kişiliğini çok beğendiğim Ertuğrul Sağlam olmak üzere tebrik ederim.

Efendim gelelim esas meseleye; sezon başından beri ülke futbolunda garip tantanalar yaşandı. Aslı astarı olmayan iddialar döndü durdu gündemde. Bu iddiaları ortaya atanların renk tercihleri zaman zaman değişti ama temel itibariyle hepsinin iddiaları kuruntulardan, suni gündem oluşturma çabalarından ibaretti. Neymiş efendim, "Kalecilerin performansı şüpheliymiş", "Bobo, penaltıyı Alex'in kankası olduğundan bilerek kaçırmış", "Bursaspor'u şampiyon yapmazlar", "Bu ligde şampiyonun kim olacağı önceden ayarlanıyormuş", "Kasımpaşa'nın kalecisi Murat ve Ankaragücü kalecisi Serkan maç satmış", "Leo Franco da maç satmış", "Trabzonspor kupayı, Fenerbahçe şampiyonluğu alacakmış, her şey ayarlanmış", "Serkan Balcı eski Fenerbahçeli olduğu için takım arkadaşlarına Fener'e yenilelim demiş", "Ligi kim birinci bitirirse bitirsin bu lig şaibeliymiş" vs. Bunlar akla ilk gelenlerden bir tutam... Buna benzer onlarcasını sokaktaki adamlardan duyduk. Bunlar normal karşılanabilir. Çünkü taraftar duygusal bakar olaya ve her zaman kendi başarısızlığını dışsal sebeplere bağlar. Peki ya bu iddiaları gazetelerindeki köşelerine, televizyon ekranlarına taşıyan futbol adamlarına ne demeli? Hatta daha da ileri gitti mevzu, devletin bir bakanı hiç utanmadan, sıkılmadan yukarıdakilere benzer saçma sapan kelamlar etti iki gün evvel.

Peki dün gece ne oldu? Önce Kadıköy'de "Fener'e yatacak, maçı satacak" denen Trabzonspor iddiaların aksine bir sonucu yaşattı ve Fenerbahçe'ye yenilmedi. Ve bu maçın bitimiyle, "şampiyon yapmazlar" denilen Bursaspor şampiyonluğunu ilan etti.

Şimdi, sezon başından beri saçma sapan iddialarla suni gündem oluşturma çabasında olan bu şeref yoksunu insanlar ne diyecek acaba? Aralarında "pardon, kendimi kaybetmişim, azğımdan çıkanı kulağım duymamış, saçmalamışım" diyen çıkar mı? Yahut adam oldukları konusunda soru işaretine sebebiyet veren bu gereksiz açıklamaları için özür dileyip, bu kişiler gerçekten "adam" olduklarını gösterebilirler mi?

Dün gece Kadıköy'de maç bittikten sonra demeç veren Sadri Şener kendileri hakkında "şike, şaibe" söylentisi çıkaranlardan bugün için özür beklediğini söyledi. Bu yetmez. Bakanından tutun, gazetelerdeki köşelerinde, televizyon ekranlarında insanların karakterleri için atıp tutanlar sadece Trabzonspor'dan değil, Fenerbahçe'den, Bursaspor'dan, Murat Şahin'den, Bobo'dan, Leo Franco'dan, Serkan Kırıntılı'dan ve şu an aklıma gelmeyen ama isimleri bir şekilde haksız yere "şike, şaibe" söylentilerine karışan kişilerden özür dilemelidirler.

Ve tabii ki en son Türk futbolundan özür dilemeliler. Zira bu sezon böyle söylemlerle, saçma sapan iddialarla Türk futbolunun fazlasıyla içine ettiler. Bu özrü dilemeliler. Tabii ki biraz şerefleri varsa, biraz adamlıkları varsa...

Nokta

not: Bu yazı Bursaspor'un başarısını gölgeleme amaçlı yazılmamıştır, yalvarırım böyle aptalca çıkarımlarda bulunulmasın. Bir kez daha Bursaspor'u şampiyonluğundan ötürü tebrik etiğimi belirteyim...

Monday, April 19, 2010

Kendine Müslüman

Dün akşam gerek konuştuklarımdan, gerekse de sanal platformlarda yazılanlardan gördüğüm kadarıyla şunu diyebilirim: Türkiye'de futbolla ilgilenenler (hangi takımı tutuyor olursa olsunlar fark etmiyor) şunu istiyorlar; eğer hakem hata yapacaksa benim takımım lehine yapsın, gerisi beni alakadar etmez. Eğilim bu yönde. İstisnalar da kaideyi her zamanki gibi bozmuyor.

Buna bir isim bulmak gerekirse şöyle diyebiliriz, "hakem benim takımım lehine hata yapsıncılık" ya da "kendine müslüman" gibi.

not: foto konuyla direkt alakalı olmadı ama gugıl'a "fanaticism" yazınca karşıma bu çıktı. Ondan yani. Daha fazla aramaya üşendim. Bir başka ilginçlik ise şu; gugıl'a "kendine müslüman" yazdım, çıkan dördüncü foto Ribery oldu.