Showing posts with label Tribün. Show all posts
Showing posts with label Tribün. Show all posts
Monday, April 16, 2012
Günaydın! Irkçılık Zaten Bu Ülkede Hep Vardı
Ultras Movement blogundaki şu başlıklı yazıyı görünce verdiğim ilk tepki bu yazının başlığında verdiğim tepkidir. Daha geçenlerde Eboue'ye yapılan pankart veya Trabzonspor taraftarının Fenerbahçeliler için açtığı "papazın çayırı" mevzulu pankartı.
Olaya yeni uyanan herkese bu sebeple günaydın diyorum...
Not: Emre meselesine dair şu yazı da okunasıdır.
Sunday, February 19, 2012
Saturday, July 30, 2011
Bu Sevda Bitmez Gönüllerde
Tuesday, July 19, 2011
''Anlat Bakalım, Neden Buradasın?''

Onlar ki Dunyanin Son Umudu, Soylari Tukenmeyen Birer Sahindirler…
Halden anlayan, babacan tavirlariyla samimiyeti gozlerinden okunan hakim sordu :
- Anlat bakalim. Neden buradasin?
Saskinlik icinde, sorunun muhattabinin kendisi olup olmadigindan emin olmadigi her halinden belli kisi, isaret parmagiyla kendini gosterip, “Ben mi?” dedi. Onayladi basiyla hakim. Ekledi, “Neden burdasin?” “Siz daha iyi bilirsiniz “ demeye yeltendi. Sonra mahmekeye saygisizlik addedilir diyerek yuttu. Zaten bu sicakta cekmisti lacileri, kravati…
Iyi hal ya…Kafasinda kisaca bir muhakeme yapti. Bugun burada olmasinin sebebi cok eski yillara dayanmaktaydi. Mahkemenin cok vaktini almaktan cekindi. Ama en iyi politika durustluktur diyip basladi sozlerine.
- Cok eskilere dayanir aslinda hakim bey bugun burada olmamin sebebi. Bilmem ki zamanimiz yeter mi?
Hakim, eliyle devam etmesini isaret eden bir jest yapti. Ve basladi seruvenini anlatmaya…
“ Dogdugum mahalle-semt itibariyle Allaha sukur Fenerbahceliyiz. Sonradan olma degil haaa. Yanlis olmasin. Dogustan anlayacaginiz. Semtimizde dogunca ve Fenerbahceli aileye sahip olunca biz de her akli selim sahibi gibi dogru yolu tutmusuz. Ama sanssizligimiz yurtdisina uzun sureli cikisimizla olmus. Biz hep posterlerle buyuduk o yuzden hakim bey.
Ses dergisinin posterlerini animsar misiniz ? Yok Fatma Girik’in posterlerinden bahsetmiyorum. Sampiyon olan takimin posterlerinden bahsediyorum. Posterlerin altinda hani oturanlar, ayaktakiler yazardi. Oradan daldik biz bu islere.
Uzun favorili, sortlu adamlarin isimlerini o zaman kazimaya basladik zihnimize. Posterlerde poz verenler once toprak sahalarda, sonra zumrut yesili cimenlerde duruyorlardi. Poz verenler degisiyor, formanin reklami degisiyor ama o kutsal forma hep ayniydi. Sanirim kalbimize ilk sevda tohumlari o posterlerle atildi. Arada poz verenleri staddan gormek sansim da olmadi degil.
Mahseri kalabaliklarin onunde bir o yana bir bu yana top pesinde kosadursun onlar, ben bir gozle onlara bir gozle de bol soganli kofte-ekmegime bakiyordum. Turist Omer misali geldigim ulkeme ve stadimiza asinaydim. Ama dedim ya, biraz turist omer kivamindaydi bu ziyaretler…
Yasadigim ulkede futbol populer bir spor dali degildi. Buz hockey basta olmak uzere, celik-comak bozmasi baseball ile ilgilenmek durumundaydim. Ulkeye kesin donusumuzde futbola kanadali kalmadiysam sebebi babamdir. O ogretti topa sag ve sol ayakla vurmayi. Arada okuldan izin alip geldigimiz mayis tatillerinde kofte-ekmege daha az ilgi gosterip oyuna konsantre olmayi ogrendim. Kimse ogretmedi hakim bey.
Ne zaman cokulecegini, ne zaman senden uzun adamin sagindan yahut solundan pozsiyonu kacirmadan herseyi gorebilecegin refleksleri ben o gunlerde farkinda olmadan ogreniyormusum meger. Bir nevi okul gibiydi. Bir saniye uyusan golu goremezdin. Devamli uyanik olmak mecburiyetindeydin. Eh, Istanbul cocugu biraz uyanik olur derler ovunmek gibi olmasin. Daha maca gidipte golu goremeden gelmisligim yoktur, sukur.
O donemlerde peder beyle maclara giderdik. Acik konusayim, biraz sıkıcı olurdu. Insanoglu iste, nankordur. Bir sene evvel saat farkinin 7 oldugu ulkede kiminle olursa olsun da maca gideyim diye dua ederken, boyle findik ciktigi kabugu begenmez misali bir nankorluk de sanirim sadece bana mahsus degil.
Zamanla kendimiz gelip gitmeye de basladik. Stadda bagirdik, kufrettik, kavga ettik, catistik, sevindik, agladik, hem de bazen hickira hickira. Sonra zafer sarhosu olduk ayiptir soylemesi hakim bey. En guzel dostluklari kurduk. Guzel zamanlardi.
- Iyi de evladim cok gerilere gittin. Ne isin var o kadar eskilerde ? Konuya gel.
Ama hakim bey, bunlari anlatmadan bugun icinde oldugum durumu izaha kabil degilim. Musadenizle devam edeyim.
Efendim, ne diyorduk ? Heh, guzel zamanlardi dedim ya. Aslinda bakinca ortalama 2-3 sezonda bir basari kazanirdik. Buna da sukur, zira 14-15 sene bekleyeni vardi o sevinci. Sonra bir donem geldi ki sormayin. Bizimle dalga gecmek modaydi. Gecmeyenin kahvede selami alinmaz hale gelmisti. Icleniyorduk tabii bu duruma. Ama elden bir sey gelmiyordu zira sahaya mudahale etme sansimiz yoktu.
O donem kotu bir donemdi bizim adimiza. Her seferinde yeni yonetim geliyor, buyuk vaadlerde bulunuyor bizleri inandiriyordu. Her seferinde “bu sefer olacak” diye inaniyorduk. Olmuyordu. Daha ilk maclarda sapir sapir dokuluyor ve lige havlu atiyorduk. O yillarda hep ezeli iki rakibimizin adi bas sayfalardaydi. Aliskin degildik bizler buna.
Sonra nihayet arzuladigimiz basariyi yakaladik. Pek arkasi gelmedi ama olsun. En uzun bekleyisimiz sona ermisti. Fezadaydik mutluluktan. Ama akabi yine husran.
Artik arada sampiyon olmaya baslamistik hic degilse. Ama en ezeli rakibimiz ulkede ve avrupada basari kazaniyordu o donemde. Ifrit gunlerdi anlayacaginiz. Yine kulubumuz calkantili gunler yasiyor, kongreler hep olayli oluyordu. En sonunda 1 oy farkla yeni biri geldi hakim bey. Eski sube sorumlularindandi kendisi. Aslinda rakibinin kafasina Ali Sen o kadehi koymasaydi bugun ben karsinizda olur muydum bilinmez… Neyse, olan oldu.
Yeni hocalar, oyuncular vs derken bu donemde de hayli iddialiydik. Ama olmadi. Facia niteliginde skorlar alindi. Hele bir kupadan elenisimiz var ki onu siz de animsarsiniz mutlaka. O gunlerde ezeli rakibimizin uzun sureli ve seri sampiyonluklari geldi. Turkiye’de ve avrupada. Biz pek oyle “Turk takimidir, kazansin tabii” diyenlerden olmadigimizdan sevinmek ne demek, cileden cikiyorduk.
Sonra yavas yavas bir cok spor dalinda basarilar kazanmaya basladik kulup olarak. Sevincin de huznun de en buyugunu yasamaya aliskin oldugumuz icin tam iki sefer son anda bizi kahreden skorlarla karsilastik. Ama ertesi sezon basinda yine yerimizi aldik stadda hakim bey.
Yine oyle yaptigimiz bir sezonda bir aralar epeyi gerilere dustuk. Sonra arka arkaya galip gelmeye basladik. En ezeli rakiplerimizi geriden gelip sahalarinda yendik. Diger bir rakibimizle son duzluge birlikte girdik ve burun farkiyla galip ciktik. Ya da biz oyle sandik…
Daha zafer sarhoslugumuz gecmeden bir takim haberler duymaya basladik. Saibe… Sike… Ihbar…Saglam bilgi…Fotograflar…Kasetler…Ortalik tozduman oldu adeta. Hepimiz sorduk kendimize “Acaba???” diye. Inanmak istemedik. “Yok canim” dedik. Kimimiz reddetti, kimimiz kabullendi. Ama hepimiz varsa bir saibe ciksin ortaya dedik. Surunerek yasamaktansa olmek yegdir dedik. Degil alt lige, gerekirse amatore duselim dedik. San, sohret, zafer icin degil gozyasi, kader birligi icin sevdik dedik. Tribunden sevdik dedik. Yaptik mi denilenleri ? Valla ben yapmadim. O yuzden sorunun yanitini ben size veremem..
Onu sizin degerli meslektaslariniz ortaya cikartacaklar. Bagimsiz yargiya ben mudahale edemem. Umarim kimse de etmemistir ! Ama birinin hakkini yediysek, saniye tereddut etmem. Gozumu bile kirpmam. En agir sekilde benim vicdanimda cezalandirilir bunu yapanlar. Ve elbette bizler de bu cezaya raziyiz hakim bey. Denilenler dogruysa cekelim cezamizi. Boynumuz kildan ince. Ama once bekleyelim hele. Bakalim neler denecek, neler olacak.
Ama beni bugun karsiniza getiren sey yurumek hakim bey. Yurudum sadece. Ne birinin canina kast ettim. Ne malina… Kimse icin yurumedim hakim bey. Kendi irademle ve takimim icin yurudum. Renk askina, asiklarla yurudum. Amacim ne yargi surecine mudahale etmekti, ne kimseyi etki altina almak. O gorevi basin kuruluslarina devrettim hakim bey. Ben sadece omuzdaslarimla bu kulubun gercek sahiplerini gostermek istedigim icin yurudum. Kimseye bir zararim da dokunmadi yurudugum icin.
Bu kulubun gercek sahipleri son 5 yildir horlananlar, otekilestirilenlerdir hakim bey. Bizleriz yani. Koluna bileklik takilan, diger renkdaslariyla aralarina set cekilenler yani. Ise gelince 12 inci adam, ise gelince tukaka yani hakim bey. En kotu gunde, en kotu kosullarda her zaman orada olanlar bugun benim sahsimda sizin karsinizda hakim bey.
Ben kimsenin adami olmadim hayatim boyunca hakim bey. Bir kurus menfaat saglamadim kendim veya cevrem adina. Bugunku gibi hic suclanmadim hakim bey. Ben sadece Fenerbahceme olan askimi dillendirmek icin yurudum. Bunda bir suc unsuru varsa da cezama raziyim.”
- Sanigin beraatine…. Sonraki dava….
Misafir yazar: Ercan EREL (Canadian)
Tuesday, June 7, 2011
Tuesday, May 3, 2011
Babasının kızından : ''Severiz şaşırtmayı''
Fenerbahçe taraftarı, sever herkesi şaşırtmayı.Yaptığımız koreografilerle her hafta gösteriyoruz bunu.
Cumartesi oldu. Heyecanlıyım yine, koreografiye gideceğim. Babam götürecek mi acaba diye düşünüyorum. YGS kötü geçmiş, her güne 1-0 geriden başlıyorum zaten. 'Sen otur ders çalış.' diyebilir ne de olsa. Bir de dersaneye gitmedim o gün, oldu 2-0.
Oturdum ders çalışmaya, durumu kurtarmak için.
Hiç Fenerbahçe için ders çalıştınız mı? Ya da sınavınızın olduğu gün çalışmayı bırakıp maça gidip gece sabahlara kadar ders çalışıp uykusuz kaldınız mı? Ben yaptım işte.
Saat 3 oldu, kapattım kitapları. E hadi baba dedim, gidelim.
Düştük yine yollarına.
Geciktik biraz. Vardık stada. İçeriye girdik. Hava günlük güneşlik. Baktıkça büyülendim. İster istemez yüzümde tebessüm oldu.
Sanki uzun zamandır görme hayali kurmuş, ilk defa görüyormuş gibi bakıyordum stada; aşkla, hayranlıkla.
Çıktım tribüne, ikişerli gruplar halinde çalışmaya başladık. Biri karton ve bildiriyi tutarken, diğeri bantladı. Birkaç kişide koreografi fotoğrafı vardı, yönlendirdi bizi.
Saatler geçti. İndik, çıktık merdivenlerden, karton kesti elimizi, acıktık, susadık bazen. Yorulduk, midemiz bulandı hatta bant koparmaktan.
Önceden utanır, sıkılırdım; kimseyi tanımıyorum diye. Ama bu sefer öyle olmadı. Senelerdir aynı evi -mabedi- paylaşmış olmanın verdiği samimiyettendi bu sanırım.
Besteler söyledik, güldük, eğlendik.
1-2 saate biter diye düşünürken 6 saat oldu. Karşı tribüne geçtim, baktım şöyle bir. Gülümsedim yine, şükrettim Fenerbahçe'liyim diye. Stad hazırdı artık, maç saatini beklemeye başladık.
Ertesi gün oldu, maç başlamak üzere. Kartonlar kalktı havaya. Şaşırttık yine herkesi. Gururla bakıyordu herkes ekrana, kartonlar havada, büyük bir iş yapmanın vermiş olduğu gurur ve mutluluk...
Ve ilk yarı gelen iki gol, kaçan goller, oyuncularımızdaki hırs, şampiyonluğa inanan yüzler, avaz avaz bağırılan, haykırılan o anlar...
Şampiyonluğa bir adım daha...
Maç bitiminde herkesin derin bir nefes alıp 'ohh' demesi, yüzlerdeki 'şampiyonluk inancı'...
Eve gidip başımı yastığa koyduğumda birkez daha anladım ki 'Fenerbahçeli olmanın gururu bizlere yeter'...
Emeği geçen herkese teşekkürler...
misafir yazar: Kübra Gürsel
not: Grup CK Facebook sayfasından alıntıdır.
Monday, May 2, 2011
İnandık Size
Labels:
Fenerbahçe,
Foto,
Futbol,
İ.B.B,
Tribün,
Tribünde Koreografi
Thursday, April 21, 2011
Fenerbahçe Sevgisi Sınır Tanımaz!
Monday, April 4, 2011
Thursday, March 24, 2011
Deplase Keyifler
Wednesday, March 23, 2011
Yok Artık Fenerbahçe Yönetimi!

Türkiye’de taraftar olmak başlı başına büyük bir zorluk iken bir de buna gönül verdiğiniz kulübün yönetim kurulunun aleyhte yaptığı uygulamalar dahil olunca iş iyice çığrından çıkıyor. Fenerbahçe yönetiminin bilet konusunda uyguladığı faiş fiyat politikası senelerdir sarı lacivert renklere gönül veren biz ve bizler gibi milyonları bıktırdı.
Bu konuda gerek bloglarda gerekse taraftar siteleri ve forumlarda dertler dile getirilmiş ve Sayın Yönetim Kurulumuz sezon başında kombine bilet fiyatlarına zam yapmayarak, kale arkası bilet fiyatlarını da 33 TL’ye çekerek Büyük Fenerbahçe’nin Büyük taraftarını mutlu etmişti.
Geçtiğimiz sezonun son maçında kendi evimizde Trabzonspor ile berabere kalarak şampiyonluğu kaybetmemize ve Avrupa kupalarına erken veda etmemize rağmen Fenerbahçe taraftarı olarak bizler, görevimizi fazlası ile yerine getirerek gerek futbol takımımıza gerekse de Erkek-Kadın Basketbol ve Voleybol takımlarımız başta olmak üzere Fenerbahçe armasının mücadele ettiği her branşta elimizden geldiği kadar kulübümüze maddi ve manevi destek vererek görevimizi yerine getirdik.
Ligin ilk yarısını 9 puan farkla ikinci sırada tamamlamamıza rağmen Fenerbahçe camiası olarak arzu edilen birlik ve beraberliği göstererek takımımıza her zamankinden daha çok güvendik ve daha çok destek verdik. Hem yönetim kurulumuzun, hem teknik ekibimizin, hem futbolcularımızın gösterdiği büyük özveri hem de taraftarların oluşturduğu ambiyans ile 9 puanlık farkı eriterek liderliği de ele geçirdik.
Her şey bu kadar güzel giderken Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu’nun Bursaspor ile Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynayacağımız karşılaşmada kale arkası bilet fiyatlarını tekrar 44 TL’ye yükseltmesine her sene olduğu gibi bu senede anlam veremiyoruz. Takım içindeki prim sistemi nasıl belliyse bilet fiyatları da sezon başında belirleniyor. (Geçen sene FBTV’de Sayın Ali Koç ve Sayın Şekip Mosturoğlu bu konuyu böyle ifade etmişti.) Bilet fiyatları sadece derbi maç olarak kabul edilen Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor maçlarında artıyor, bu da zaten Fenerbahçe taraftarı tarafından da kabul görüyordu.
Umuyoruz ki Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu, Bursaspor maçını da derbi statüsüne aldık gibisinden mesnetsiz bir açıklama yapmaz. Kaldı ki tekrar edilemeyen bir başarıyı tesadüf olarak kabul eden zihniyet, Bursaspor’un sadece bir kez şampiyon olduğunu hatırlayacaktır.
Ligde liderliğe yükselip iyi bir form grafiği yakalar yakalamaz kale arkası bilet fiyatlarına getirilen zam ise maalesef yönetim kurulumuzun fırsatçılığını akıllara getiriyor. Kötü günde bu takıma destek veren taraftarın iyi günlerde ödülü bu mu olacaktı ? Madem bir zam oranı uygun gördünüz bu zam neden sadece kale arkası tribünlerine yapıldı ? Kötü gidişe son verilmesinin ardından uygulamaya konulan bu uygulama adaletsiz ve fırsatçı bir görünüm yarattığı gibi sadece kale arkası tribünleri hedef alınarak yapıldığı için ayrıca ‘’ayrımcı’’ bir uygulamayı da beraberinde getirmiştir.
Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadı’nın baskılı ve etkili olmasındaki en büyük etken hiç kuşkusuz bu mabedi dolduran Fenerbahçe taraftarıdır. 90 dakika boyunca susmayan, sahaya görsellik katan ve tribün organizasyonlarının büyük bir kısmını başlatan tribünler de kale arkası tribünleridir. Bu tribünleri dolduranların çoğunluğunun öğrenci veya maddi bakımından orta ve alt gelirli taraftarlarımız olduğu da yıllardır bilinen bir gerçektir. Bugün bir öğrenci Fenerbahçe maçına gelmek istediği takdirde cebinden 70 – 80 TL civarında bir tutar vermek zorunda. Babasından veya annesinden aldığı harçlığı Fenerbahçe’ye harcayacak olan öğrencinin hafta içi okulda ne yiyeceği, arkadaşları ile neler yapabileceğini varın siz düşünün. Aynı şekilde asgari ücretle çalışan bir baba, eşini ve çocuğunu Fenerbahçe maçına götürmek istese sadece bilet fiyatı olarak cebinden 132 TL çıkartmak zorunda. Yani net maaşının neredeyse ¼ ünü sadece bilet fiyatı olarak vermek zorunda. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar da göz önüne alındığında Yönetim Kurulumuzun sadece kale arkası bilet fiyatlarını yeniden 44 TL’ye yükseltmesini şiddetle kınadığımızın bilinmesini isteriz.
Eğer Galatasaray maçında rakibimizin yeni stadındaki hasarın giderilmesi için bir fatura çıkardıysanız biz bu faturayı son maçta kaçan 2 şampiyonluk ile fazlasıyla ödedik zaten … Bu travmaların ardından ayağa kalkabildiysek bunda hiç olmazsa %1 bile olsa bir payımız var ve bunun ödülü ayrımcı bir uygulama ile bilet fiyatlarına yapılan zam olmamalıydı.
ilk11.blogspot.com'dan alıntıdır...
Sunday, March 20, 2011
Deplasman Yasağı Yerine

Derbinin çirkin rakı şişesi konusunu, derbinin güzel konuğu Toshack’ın ağzından dinleyebildiniz mi bilmiyorum. Dün gece CNN Türk’e konuk olan Galli teknik adama, “derbilere rakip taraftar getirilmeli mi” sorusu yöneltildi. Toshack’ın cevabı manidardı: “Derbiye rakı şişesi getirilmese daha güzel olmayacak mı?”
Uğur Meleke'nin "Derbide Şaşırtan 10 Şey" başlıklı yazısından alıntıdır.
Thursday, February 3, 2011
Bozbaykuşlar Farkı
Sunday, January 30, 2011
Fenerbahçe 2 Trabzonspor 0
Monday, January 24, 2011
Sorumluluklarımızın Bilincindeyiz
Geçtiğimiz sezonun sonlarına doğru yaşanan bir takım olaylar sonrası almış olduğumuz ‘’faaliyet dondurma’’ kararı, perşembe günü Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanacak olan Fenerbahçe – Valencia maçı ile birlikte fonksiyonunu değiştirecektir.Almış olduğumuz kararın haklı gerekçelerini oluşturan haksız uygulamalar konusunda aylardır sürdürülen çalışmalar, imkanlar dahilinde belirli bir noktaya getirilmiştir. Her ne kadar tribünde faaliyet olmasa da, tribün dışında faaliyetlerimiz bürokratik çalışmalar ile bugüne kadar sürdürülmüş, taraftarlığın temel tehditlerinden biri olan yeni yasadaki aykırılıklar ortak bir çalışma kültürü ile irdelenmiştir.
Gerek keyfi verilen cezalar, gerekse yeni yasada taraftarlık haklarını kısıtlayan noktalar hususunda yapılması gerekenler, TBMM başta olmak üzere tüm resmi birimler ekseninde detaylı olarak ele alınmış, bundan sonrası zaman sürecinde devam edecek atılımlara bırakılmıştır.
Bu saatten sonra devam ettirilecek olan ‘’faaliyet dondurma’’ kararı, gerek kulübümüzün, gerekse tribünlerimizin içerisinde bulunduğu zorlu koşullar içerisinde sorumluluktan kaçma anlamı doğuracaktır.
Bu nedenledir ki ;
99 yılından beri tribünde var olan grubumuzun, bu zorlu dönemde seyreden değil, sorumlulukları paylaşan pozisyonunda olması sahip olduğu misyonu gereğidir. Camia içerisinde yaşanan bir takım sorunlara ve tribünlerde yaşanan kültürel erimeye karşın dışarıdan olanları sadece izlemek, en başta Fenerbahçe adına yapılacak yanlış bir hamledir.
‘’Faaliyet dondurma’’ kararı sonrasında olduğu gibi, fiili hamlelerimizi yeniden güçlendireceğimiz bu dönemde, şüphesiz ki aslı astarı olmayan söylem ve ifadeler yeniden belirecektir.Herkes şunu iyi bilmelidir ki ; Fenerbahçelilik anlayışımız ve değerlerimiz, hiç kimsenin ipotek koyamayacağı bir yapıda ve olgunluktadır.Alınan her türlü kararda Fenerbahçe ve tribünlerinin menfaati her şeyden önde tutulmaktadır.
Dinamizmini kaybetmeye yüz tutmuş bir tribün yapısı içerisinde, her zaman söylediğimiz gibi ‘’ben’’ kavramı ile değil, tamamen ‘’biz’’ kavramı ile hareket ederek kaybolan değerlerin yeniden kazanılması için, omuz omuza verdiğimiz tüm dostlarımızla birlikte mücadele edilecektir.
Çeşitli politikalarla yıpratılan taraftarlık kimliğinin gerçek hüviyetine bürünmesi için, herkesin şu zorlu dönemde varlığını hissettirmesi Fenerbahçe adına asıl olan bir gerçektir. Çeşitli konularda çeşitli kişilere farklı eleştirilerimiz, kırgınlıklarımız olsa da, unutulmaması gereken en önemli unsur Fenerbahçe’nin tekliğidir, Fenerbahçe adına mücadele vermenin gerekliliğidir.
Neticede Fenerbahçelilik , kişiler için varolan değil, hayat felsefesi olarak benimsenen evrensel bir gerçektir. Bu felsefeyi güçlü kılacak en önemli unsur, kendisine inananların sayısından ibarettir.
Saygılarımızla
Cefakar Kanaryalar
Friday, January 21, 2011
Panel Bilgilendirmesi

20 Ocak 2011 Perşembe günü Fenerbahçe taraftar grupları olarak, gündemde olan sporda şiddet yasasının analiz edilmesi ve tartışılması amacıyla "Yeni Yasa ve Taraftarlar Paneli" tarafımızdan gerçekleştirildi.
İTü Gümüşsuyu Kampüsü'nde, açılış konuşması Av. İlyas Bulcay tarafından gerçekleştirilen panel iki oturum halinde düzenlendi. İlk oturuma konuşmacı olarak spor yazarlarından Bağış Erten ve Dağhan Irak ile birlikte İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. İlker Aktükün katıldı. Bu bölümde mevcut durumlar ve taraftar hakları değerlendirildi.

Açılış konuşmasında İlyas Bulcay, “Taraftar için hazırlanan bir yasa var. Ancak hazırlık aşamasında konunun asıl öznesi olan taraftar yok. İşin vahim yanı, taraftarın mağduriyeti yeni yasayla daha da artıyor. Bizler bu yasanın aceleye getirildiği fikrindeyiz. Kararlar alınırken taraftarın düşüncelerinin göz ardı edildiğini düşünüyoruz” dedi. Ardından sözü katılımcılara bıraktı.
İstanbul Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden Yrd. Doç. Dr. İlker Aktükün, “Bugün burada hem bir eğitmen hem de bir taraftar olarak bulunuyorum. Yasa maddelendirilirken, yasanın kabulüyle oluşabilecek negatif etkiler göz ardı ediliyor. Biz taraftarlar, işsiz güçsüz ve tabiri caizse bu işten geçimini sürdüren insanlar olarak görülüyoruz. İçimizde bir çok üniversite öğrencisi ve bunun dışında hayatını çalıştıkları işlerden kazanmak zorunda olan arkadaşlarımız var. Bunlar dikkate alınmalıdır” diyerek içinde bulundukları durumu anlattı.
Gazeteci Dağhan Irak "Bu yasa şiddeti çözmüyor, sadece görünürlüğünü azaltıyor” derken “Şu an belirtilen şartlarıyla bu yasa, 80’lerin İngiltere’sinde uygulanmaya çalışılan sistemle birebir aynı. Ben bu yasanın söylenenin aksine aceleye getirildiğini düşünmüyorum. İngiltere bu uygulamaları başlatırken bir yandan da tribünlerin sosyal gerçekleriyle ilgilenmişti. Ancak bu yasa, taraftarı muhatap almadığı gibi, keyfi uygulamaların yolunu yapan muğlaklıklar içeriyor. Türkiye’de futbol yönetimi “şiddet”i çözmek filan istemiyor, yalnızca görünürlüğünü azaltmak istiyor” şeklinde konuştu.
Panelin ilk oturumunda, son olarak sözü Radikal Gazetesi Spor Yazarı Bağış Erten aldı. Bağış Erten “Basının olayları ele alış şekli yanlış. Burada bize çok iş düşmesine rağmen, asıl şiddet gazetelerde televizyonlarda yer alıyor. Yasanın doğru bir şekilde onaylanması için asıl muhataplarının da dikkate alınması şart. Taraftarların çuvaldızı kendine batırarak, içlerinde renk farkı gözetmeksizin bir örgütlenmeye sahip olması gerek. Ancak o şekilde haklarını sağlıklı bir şekilde arayabilirler” dedi.
Bağış Erten’in konuşmasından sonra katılımcıların soruları alındı ve panele 10 dakikalık bir ara verildi.

Spor Hukuku Enstitüsü Başkanı Av. Kısmet Erkiner ve yardımcısı Av. Şekip Mosturoğlu ile birlikte UEFA Taraftar Eksperi Prof. Dr. Seyhan Hasırcı ise, konuşmacı olarak katıldıkları ikinci oturumda yeni ve eski yasanın hukuksal boyutunu irdelediler.
Kısmet Erkiner, ‘’ yeni yasanın aceleye gelmediğini, bu konuda 2002'den beri çalışmalar yapıldığını anlattı.İngiltere'de holiganizmin çok kuvvetli sosyolojik araştırmalarla giderildiğini vurgulayan Erkiner, ''73 milyonluk Türkiye'de 'sporda şiddet var' deniyor. 5149 sayılı kanun yürürlüğe girdikten sonra 2 bin 723 işlem yapılmış. 73 milyonda binlerde, 10 binlerde bir. Türkiye'de bir yılda kaç karşılaşma yapılıyor, kaç yüz bin kişi statlara gidiyor. Sporda gösterildiği kadar şiddet yok.Siz taraftarlar olarak kendinizi yeterince tanıtmıyorsunuz, savunmuyorsunuz.’’ dedi.
Şekip Mosturoğlu, ‘’ Bu yasanın Türkiye'de ilk kez tartışıldığı bir ortamda bulunduğunu belirterek, ''Her kesimin görüşü alınmazsa o yasayı düzeltmek için de yasa çıkarılmalıdır. Yasanın genel gerekçesinde amaçlarından bir tanesinin taraftarların haklarının korunması ve ortaya çıkan şiddet olaylarının giderilmesidir.
Ancak taraftarların haklarının korunması bir tek genel gerekçede var. Bu yasada asıl olan müsabaka güvenliğini sağlamak. Genel gerekçede ayrıca '5149 sayılı yasa 2004 yılından bu yana yetersiz kalmış, zaman içinde eksikler görülmüş' deniyor. Yasa koyucu bir şey tespit etmiş. Yasada bir problem yok, uygulamada bir problem var. Bu tarihi bir tespit, gerekçeli tespit. Hangi yasayı yaparsak yapalım, uygulaması 5149 gibi olursa yeni yasalar çıkartırız.
Diğer ülkelerde yasa yüzde 50 taraftar haklarının korunması, yüzde 50 müsabaka güvenliği odaklı. UEFA'da amaç, maça katılan herkesin, en önemli obje olan taraftarın güvenliğini sağlamak. Bizde sadece müsabaka güvenliğini sağlamak. Biz yasayı koyarken insan odaklı değil, müsabaka odaklı bakıyoruz. 'Bu yasa çıkarılırsa şiddet ve düzensizlik önlenir' deniyor.
İngiltere önledi ama taraftarlar için ulusal program hazırladı. Taraftarların dernekleşmesi ve bir üst çatı altında birleşmesi teşvik edildi. Bunlarla başarılı oldu. İngiltere'de bu olaylar başladığında şiddetin temel sebebi, spor tesislerinin fiziki durumlarıydı. Bunlar iyileştirilmeden şiddetle mücadele edilemez. Spor tesislerini iyileştiremezsek, en mükemmel yasayı uygulama şansımız olamaz’’ dedi.
Şekip Mosturoğlu, yasadaki 14, 15, 17 ve 18. maddelerin çok önemli olduğunu belirterek, 14. ve 18. maddelerle ilgili örnekler verdi.
Mosturoğlu, 14. maddede duyanın rencide olacağı söz ve davranışların 6 aydan 3 yıla kadar cezalandırıldığına dikkati çekerek, ''Küfür değil, hakaret değil... Mesela 'itaat et' demek bir kesim için rencide edici olabilir. Ben bunu mümkün görmüyorum. Bunu çok tehlikeli buluyorum'' dedi.
Yasadaki 18. maddede müsabakadan men tedbirinin uygulanacağını dile getiren Şekip Mosturoğlu, şunları söyledi:
''Polis tutanak tuttuğu zaman men cezası başlıyor. Yargılama 3 sene sürdü, berat ettiniz ama 3 sene giremediniz. çok tehlikeli noktalara ulaşabilecek. 3 yıl ceza aldığınızda, müsabakandan men artı 2 yıl daha devam ediyor.Bu şartlarda ben oğlumu da maça göndermem.

Son olarak söz alan UEFA Taraftar Eksperi Prof. Dr. Seyhan Hasırcı ise konuyu diğer konuşmacılardan farklı bir şekilde ele aldı. Seyhan Hasırcı konuşmasında “Kulüp başkanlarının bu işin eğitimini alması şart” dedi ve ekledi, “Almanya’da taraftar kültürünün korunmasında en büyük etken, taraftarların bir arada mücadele edebilmiş olmasıdır. Bunun Avrupa’da da birçok örneği var. Dostluk ortamı sağlanmadan ve birlikte hareket edilmeden bu mücadele sergilenmez.
Ayrıca şunu da belirtmeliyim, taraftar diyince akla hemen futbol geliyor. Oysa diğer branşlarda elde ettiğimiz başarılar futbola göre hayli fazla. Bunların dikkate alınması ve buna göre hareket edilmesi gerekir.Taraftar dışındaki herkes bir birinin çıkarlarını korurken taraftarın temsil hakkının olmaması yanlış.Bu noktada örgütlenmek zorundasınız.” dedi.
Yaklaşık 150 katılımcıyla gerçekleşen panel, yeni yasa maddelerinin ve yasanın taraftarlara etkisinin çeşitli yönleriyle tartışıldığı ilk platform olmasıyla dikkat çekerken, katılımcıların taraftar hakları ve spor hukuku konularında bilgilerini tazeledi.
Not: Tarafımızdan hazırlanan yasaya yönelik taslağın tamamını indirmek için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.
Ortak Panel Dosyası
Grup CK (Cefakar Kanaryalar)
1907 üNİFEB (üniversiteli Fenerbahçeliler Derneği)
FBD (Fenerbahçeliler Derneği)
Vamos Bien
Tuesday, January 18, 2011
'Yeni Yasa ve Taraftarlar' Paneli

Sporda şiddeti önlemeye yönelik çıkarılması düşünülen yeni yasanın oldukça yoğun bir şekilde tartışıldığı ve yeni yasa çalışmalarının meclis tarafından sürdürüldüğü bir dönemde, taraftar olarak konuya ve yeni hazırlanan yasaya bakış açımızı ifade etmek için çalışmalarımız devam etmektedir.
Bu minvalde, taraftar haklarının ve çıkarılması düşünülen yeni yasadaki taraftarlık kavramının tartışılacağı, yeni yasanın hukuksal irdelenmesinin yapılacağı bir panel düzenliyoruz. Panelimizde spor hukukçuları Kısmet Erkiner, Yunus Egemenoğlu ve Şekip Mosturoğlu ve spor camiasından Bağış Erten, Cem Dizdar, Dağhan Irak, İlker Aktükün ve Seyhan Hasırcı konuşmacı olarak, üç büyük kulübün taraftarları da katılımcı olarak yer alacaktır.
Perşembe günü İstanbul Teknik üniversitesi Gümüşsuyu yerleşkesinde yapılacak olan taraftar paneli ile ilgili bilgilendirme panel sonrası tarafımızdan ivedi olarak yapılacaktır.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.
1907 Ünifeb - Fenerbahçeliler Derneği (FBD) - Grup CK - Vamos Bien
Tuesday, December 28, 2010
Armanın Gururu
Fenerbahçe kadın voleybol takımı, Ankara deplasmanında böyle karşılanmış. Düşünen, akıl eden, üreten herkesin eline sağlık.foto: forum.fenerbasket.com
!
Son olarak da topu Radikal'e vereyim. Hadiseyi en güzel onlar özetlemişler zira.
Sunday, December 26, 2010
Fenerbahçe Uğruna Bir Yıl Daha

1999-2000 sezonu itibari ile faaliyetlerine başlayan grubumuz, 26 Aralık tarihi itibari ile Fenerbahçe’ ye hizmette 12.yılını taçlandırmış bulunmaktadır.
Karşılıksız ve çıkarsız olarak başladığımız faaliyet sürecimizden bu güne dek geçen sürede somut icraatlar ile var olmanın gururu şüphesiz ki tarafımızdan ziyadesi ile yaşanmaktadır.
Taraftarlık kavramının çeşitli organlarca yok edildiği şu dönemde, almış olduğumuz ‘’faaliyet dondurma’’ kararının burukluğu, yıl dönümümüzü kutladığımız bu günde fazlasıyla hissedilmektedir. Buna rağmen taraftarlık sorumluluklarımız, çeşitli konularda yürütülen çalışmalarla yerine getirilmektedir.
Geride kalan 11 sezonda vazgeçilmez bir olgu olarak benimsenen ‘’karşılıksız hizmet’ anlayışı bundan sonra da artarak devam edecektir. Özellikle ‘’endüstriyel kültür’’ safsatası ile içi sistematik olarak boşaltılmaya çalışılan ‘’taraftarlık olgusunun’’, yaratılmak istenilen şekilde değil, geçmiş nesilden aldığımız ‘’geleneksel değerler’’ ile yaşatılması bizler için ödün verilmeyecek asli bir görevdir.
Şu dönemde tribünde var olan ve endüstriyel kültürün birer tetikçisi görünümünde bulunan ‘’yaratılmış profillere’’ karşın, Fenerbahçe’ ye ‘’amatörce’’ sahip çıkmak bizler için önemli bir ilkedir. Özellikle Fenerbahçe’ ye destek vermeyi herhangi bir beklentiye odaklamış zihniyetlere ve bu zihniyetleri oluşturan birimlere karşın mücadele sonuna kadar sürdürülecektir.
Bu güne kadar geçen hizmet serüvenimizde emek vererek yaptığımız sayısız pankart, koreografi ve sosyal birçok etkinlik, bundan sonra da artarak devam edecektir. Bu yolda alacağımız en büyük güç önce Fenerbahçe, sonra da geçmişten miras olarak kalan vazgeçilmez değerlerdir.
Bir yılı daha geride bıraktığımız bugün, işbirliği yaptığımız tüm kişi, grup ve kurumlara bir kez daha teşekkür ederiz.
Saygılarımızla ;
Cefakar Kanaryalar
Subscribe to:
Posts (Atom)












