Showing posts with label Futbol. Show all posts
Showing posts with label Futbol. Show all posts

Sunday, June 3, 2012

8 Yıl Önce Bugün


8 yıl önce tam da bugün Alex, Fenerbahçe'ye geldi. İyi ki de geldi. "Kandırmayın Fenerbahçelileri, Alex gelmez" diyen Fatih Altaylı'ya da ayrı selam olsun.

Thursday, May 17, 2012

Aykut Kocaman #5


İşin teknik taktik detayı üzerine değil saatlerce, haftalarca konuşulur. Bunda sıkıntı çıkarılacak bir durum yok, ancak konu bu acayip süreçte önce futbolcuları sonra da camianın geri kalanını ayakta tutmak için bir şeyler yapamak ise Aykut Kocaman'ın performansı takdir edilesidir.

Bu sebepten, teşekkürler Aykut Kocaman!

Sunday, May 13, 2012

Helal Olsun!


Sade bir taraftar olarak şu takıma helallik verme hakkı bende görülürse şunu demek isterim: hanidir yaşanmakta olan malum süreçte, onca kayıp yaşamaya rağmen, yıkılmadan son dakikaya kadar direnen, şampiyonluk kovalayan futbolcu, teknik heyet ve o en klasik deyimle malzemecisine kadar hepsine hakkımı helal ettim. Canları sağ olsun!

Bütün sene boyunca ligi pek takip etmedim. Canım sıkıldı yaşanan tüm süreçten, yazılıp çizilenlerden. Tek derdim o çubuklu formayı sahada görmek, onun mücadelesini izlemek çünkü. Şu saçma sapan Play-Off sürecine az bir süre kala ligi takip etmeye başladım. O da maçları izlemek yerine, gazetelerden, twitter'dan takip yani.Gerçi öyle olmasa bile bu sene Fenerbahçe adına futbol konuşmak yerine direnmenin konuşulacağı bir sezondu. Çok farklı hatırlanacak. Gönül isterdi ki, kupayla taçlansın bu sezon ama nasip değilmiş.

Uzun lafın kısası; bu takımdaki her kişiye helal olsun!

Monday, April 16, 2012

Günaydın! Irkçılık Zaten Bu Ülkede Hep Vardı


Ultras Movement blogundaki şu başlıklı yazıyı görünce verdiğim ilk tepki bu yazının başlığında verdiğim tepkidir. Daha geçenlerde Eboue'ye yapılan pankart veya Trabzonspor taraftarının Fenerbahçeliler için açtığı "papazın çayırı" mevzulu pankartı.

Olaya yeni uyanan herkese bu sebeple günaydın diyorum...


Not: Emre meselesine dair şu yazı da okunasıdır.

Thursday, April 5, 2012

Volkan'a Neden Ceza Yok?


PFDK, olaylı Trabzonspor - Fenerbahçe maçı sonrası Trabzonspor'a 2 maç ceza verdiğini açıklamış. Lakin merak ettiğim şey şudur esas; sahaya eldivenleri içinde bıçakla çıkan Volkan Demirel'e neden ceza verilmedi arkadaşlar? 

Sunday, March 25, 2012

Saturday, January 14, 2012

Lefter


Camiamızın ve Türk sporunun başı sağ olsun...

"Tribünler söyledi binlerce kere 
 Ver Lefter’e yaz deftere
 Bitti kalem doldu defter
 Bu alemde kral Lefter"


Thursday, August 25, 2011

Tatmin Olanlar Tatmin Olmayanları Tatmin Etsin



Kozmik Odalarda ışıksız kalan Etik Kurulu ve TFF işbirliğiyle ortaya çıkan çözüm belli oldu. Amaç ilk başta Türk futbolunu temizlemekti, yani "temiz lig" idi, sonradan "aman para kaybetmeyelim, yayıncı kuruluşu da hoş tutalım, herkesi bir şekilde tatmin edelim" oldu.



TFF'nin aklından geçenler ve kararları.



- Soruşturmada adı geçen kulüplerden Fenerbahçe'yi düşürmeyelim ama Şampiyonlar Ligi'ne de göndermeyelim. Gerekçe olarak da "Uefa, Şampiyonlar Ligi'ni çok önemsiyor, şüpheli takım gönderemeyiz" argümanına sarılalım. Gerçi bir başka şüpheli Trabzonspor'u gönderiyoruz ama birini göndermek lazım di mi arkadaş? Bir de şey, Milan ve Porto nasıl gitmişti her şeye rağmen? Aman sittir et şimdi onları...



- Trabzonspor cephesi Fenerbahçe'yle ilgili ortaya atılan iddialar sonrası kendilerinin şampiyon olmasını istiyor. Onlara Şampiyonlar Ligi bileti verelim. Susarlar belki. Sussunlar hatta. Parayı unutmasınlar. Kime yapılır la bu denli kıyak?



- E Bursaspor var bir de. Ya şimdi onlar da çıkıp "Fenerbahçe şüpheli diye gönderilmiyorsa, neden Trabzonspor gidiyor?" diyebilir. Haklarını isteyebilirler.



- O zaman, onların geçen sezondan kalan 5 maçlık cezasını kaldıralım. Sus payı verelim.



- Beşiktaş'ın durumunu nasıl çıkaracağız aradan?



- Onlara da diyeceğiz ki; Uefa, kupa iadeyi iyi niyet olarak yorumları. Hadi yine iyisiniz, kurtuldunuz. Onlar da bununla devam ederler. Tayfur Havutçu'nun filan günahsız yere içeride geçen günleri unutulur böylece belki.


- Yahu her şey iyi güzel de; Uefa madem ŞL konusunda hassas biz niye kendi ligimiz konusunda hassas değiliz? Bunu nasıl anlatacağız? Hem Fenerbahçe'yi ŞL'ye göndermiyoruz hem de ligde devam et diyoruz. Saçma değil mi?


- Ona da bir şekil yapacağız artık. Play-Off sistemiydi, yayıncı kuruluşun sözleşmesini uzatmaktı, paraydı puldu derken herkes tatmin olur. Tatmin olmayanları da tatmin olanlar tatmin etsin bir zahmet. Her şeyi bizden beklemesinler.



***



Not: Bu yazı ne yazık ki biraz Yılmaz Özdil algoritmasıyla yazılmış oldu. Kusura bakılmasın bu yüzden. Fakat elden ne gelir? 3 Temmuz'dan beri yaşanan saçma sapan olaylar ve dünkü tüy dikimi sonrası konuya dair ciddi yazı yazmak bana eziyet geldi. Fikstür çekimi başladığı andan itibaren daha öncesine dair çekincelerini unutan ve sadece futbola konsantre olabilen, hangi takımdan olursa olsun bu kişilere de şaşmamak elde değil. N'oldu yahu? Bir anda pür-ü pak mı olduk cümleten? Hiçbir şey anlamadım.


Wednesday, August 17, 2011

42 Gün Sonra Gelen Yalanlama



6 Temmuz 2011'de ülke medyasında toptan şöyle bir haber çıkmıştı.



Savcılık, "Biz, F.Bahçe’nin takibe aldığımız son 5 maçının sonuçlarını önceden biliyorduk. Uzun süredir bu işin peşindeyiz. Delillerimiz oldukça sağlam. Gözaltına aldığımız kişilerin önüne belgeleri koyuyoruz, kimse inkar edemiyor" dediler.



Daha sonra 1, 5 aydan fazla bir süre bu mevzuyla alakalı gerek tv'de gerekse de gazetelerde tartışmalar oldu. Bunca zaman konu hakkında yalanlama gelmediği için haberin doğru olduğunu varsayıldı haliyle. Hatta insanda şu şüpheyi de uyandırıyordu bu durum; maçların skoruna kadar önceden bilen kişiler, bahis işine el atıp voleyi vurmuş olmasın sorusu soruluyordu.



Ondan sonra, 2 gün önce bir haber daha çıktı. Aziz Yıldırım, Cumhurbaşkanı'na bir mektup yazıp savcı ve soruşturma hakkında bazı şikayetlerde bulunmuş. Bu mektuptan bir gün sonra savcılık konuya dair şöyle savundu kendini:



"Soruşturmaya konu son 5 maçta şike olduğu ve maçların skorlarını maçlar oynanmadan önce bildiğimiz şeklinde hiçbir ortamda değerlendirme yapılmamış, görüş açıklanmamış olup, buna dair düşünce yorum ve duyumlar tamamen hayal mahsulüdür."


E o zaman şöyle denmez mi ? Madem bunlar; Türk medyası a.k.a hayal mahsülleri ofisi tarafından uydurulmuş haberlerdi, neden ilk ortaya atıldığında yalanlama gelmedi? Savcının işi gücü yok her gün gazeteleri mi takip edecek diye bir soru gelebilir belki ama mevzu sadece tek bir gün medyada geçmiş bir olay değil ki. 1, 5 aydır işine geldiğince kullandı bunu iddia makamı ve kendine iddia makamı payesi biçen medyadaki dalkavuklar. Rüzgarı işine geldiğince kullanıp sonra terse esmeye başlayınca rüzgara sövmek gibi değil mi bu yapılan?


"Son 5 maçın skorunu önceden biliyorduk" haberini de "Emenike'nin para sayarken görüntüleri var", "Korcan'ın olmayan kız kardeşi ve araba meselesi" haberleri gibi onlarca yalan haber arasına gönderiyoruz. Operasyonun medya ayağının uydurduğu propaganda haberlerine bakalım daha kaç tane eklenecek?


Monday, August 15, 2011

Tatmin

Geride bıraktığımız günlerin yıldızı 'yanan topu' blogda bir yazıda kullanmasam ayıp olurdu.



Çok uzatmadan, iki cümle ile derdimi anlatayım.



Bugün çıkacak kararın herkesi tatmin etmeyecek olmasının sebebi emniyet ve savcılıktır.Kendi PR çalışmalarını yapacaklar diye ortalığı yeterince karıştırdılar zira.


Saturday, August 6, 2011

Taktik Emenike'de Tuttu, Sıra Alex'te!



"... Kulüp yöneticileri ile pazarlıklar ya da politika hakkında konuşmam. Sadece futbol hakkında konuşurum. Futbol kulislerinin içerisinde hiçbir zaman bulunmadım, hiçbir zaman bu şekilde kendimi kirletmeyeceğim gibi bu olaylardan nefret ederim. Ben futbol oynayıp, saha içerisindeki sıkıntıları çözmek üzere yetiştirildim. Kazanarak, kaybederek ama herzaman futbolun taleplerine saygı duyarak hareket ederim. Deli gibi çalıştım, zamanımdan fedakarlık ettim, ağrılarla oynadım, limitime kadar zorladım ve bu yüzden 28 tane gol attım ve birsürü gol pasında pay sahibiydim. Hukuka aykırı hiçbir durumun içerisinde ismimin geçmesine izin vermem, vermeyeceğim. Benim ismim ve karakterim, ortaya atılan herhangi bir aptal güvensizlik durumunun üstündedir. Eğer herhangi bir kişi, bu saha dışı olaylara katıldığıma dair bir virgül bile kanıtlarsa, futboldan bütün kazandıklarımı geri veririm ve aynı anda futbolu bırakırım..."



Alex de Souza



***


Ülke medyasının ne yazık ki büyük çoğunluğunda olan "çamur at izi kalsın" alışkanlığının son mağduru Karabükspor'dan Fenerbahçe'ye transfer olan Emenike'ydi. "Bu düpedüz ırkçılık" denilebilecek yaklaşımlarla adama yapılmadık şey kalmadı ve en sonunda oyuncu isyan ederek bu ülkeyi terk etti. Aynı medya baktı ki bu taktik işe yarıyor şimdi de Alex'in üzerine oynamaya başladı. Fenerbahçeli bir yöneticinin telefondaki, "Baba, yeneriz diyor mu Alex?" sorusundan "Alex de şike yapmış" çıkarımını yapan Taraf ve ona benzer medya kurluşlarının amaçları bellidir. Suyu daha da bulandırmak ve Alex'i bu ülkeden göndermeye çalışmak. Bu oyunları elbette ki tutmayacak. Ve şunu da eklemek lazım; hem bu tarz köpek dolapları çevirip hem de sütten çıkma ak kaşığı oynamak namertlik değildir de nedir? Daha sonra bu oyunlarına tepki gösteren Fenerbahçelileri sakinliğie davet etmeleri de ayrı komedi.


Tarih elbette bu kişileri yazıyor ve bu taraftar da tek tek bu isimleri kafalarına kazıyor. Merak etmesinler yani, kolay kolay kimse unutmaz, unutmayacak da...


Monday, August 1, 2011

Emenike, "II. Festus Okey Vakası" Olmadan Kurtulduğuna Şükretmeli

“Türkiye’den kaçtım çünkü hayatım tehlikedeydi. Başka çarem yoktu. Birilerinin bana komplo kurduğunu hissediyordum. Önce benim kaçak göçmen olduğumu, bir tekneyle geldiğimi söylediler. Sonra yaşımda oynama yapıldığını iddia ettiler. Son olarak da hakkında hiçbir şey bilmediğim bir olay yüzünden gözaltına alınıp sorgulandım. Arkasından ne geleceğini bilmiyordum. Canımdan endişe ederek yaşamımı sürdürmek istemediğim için Fenerbahçe yönetimine ayrılmak istediğimi söyledim. Hâlâ gencim ve futbola verecek çok şeyim var. Ben sadece gol atmayı düşünmek istiyorum. Şu yaşadıklarım dürüst olmak gerekirse hem duygusal hem zihinsel olarak tam bir işkenceydi.

Türkiye’yi, Fenerbahçe’yi ve taraftarları seviyorum, ama aklımdan geçenleri ve çevremde olup bitenleri kaldırmak benim için çok zor oldu. Kafam rahatsızdı ve bu durum beni fiziksel olarak da etkiliyordu. Türkiye’ye genç biri olarak geldim ama her alanda büyümüş bir olarak terk ediyorum. Şimdi yeni bir başlangıç yapmak istiyorum.”


Emenike her gece yastığa başını koymadan evvel defalarca kez şükretmeli. Belki bu memlekette popüler olmasaydı II. Festus Okey Vakası olarak tarihe geçebilirdi. Buna, "hayır, kesinlikle olmazdı" diyebilir mi birileri? Sanmam.

Festus Okey kim? (Özgür Mumcu'nun yazısı)

Sunday, July 24, 2011

Ebesinin Ama Ali Sami


Serhat Ulueren: "Santos'un attığı ilk golde Korcan'dan şüpheleniyorum, yumruklarını uzatmadı."

Dün Trt Haber'de yayınlanan Büyük Takip adlı belgeselde konuşan bilirkişi Serhat Ulueren'in kurduğu cümleydi bu... Devlet kanalı ise bu programdaki yaklaşımıyla, daha dava görülmeden kelle istemesiyle malum soruşturmanın içeriğiyle ilgili insanı iyice kıllandırmıştır.

Uyanma Zamanı

Aziz Yıldırım, "verilmeyecek hesabımız yoktur" demiş. Bu, taraftarın 3 Temmuz'dan beri yönetimdeki herhangi birinden duymak istediği sözdü(r).

Biraz geç oldu ama yönetim uyanıyor galiba. Taraftarın iteklemesiyle de olsa uyanmaları güzel. Öteki türlü o sessizliğin hiçbir manası yoktu.

Tuesday, July 19, 2011

''Anlat Bakalım, Neden Buradasın?''


Onlar ki Dunyanin Son Umudu, Soylari Tukenmeyen Birer Sahindirler…

Halden anlayan, babacan tavirlariyla samimiyeti gozlerinden okunan hakim sordu :
- Anlat bakalim. Neden buradasin?

Saskinlik icinde, sorunun muhattabinin kendisi olup olmadigindan emin olmadigi her halinden belli kisi, isaret parmagiyla kendini gosterip, “Ben mi?” dedi. Onayladi basiyla hakim. Ekledi, “Neden burdasin?” “Siz daha iyi bilirsiniz “ demeye yeltendi. Sonra mahmekeye saygisizlik addedilir diyerek yuttu. Zaten bu sicakta cekmisti lacileri, kravati…

Iyi hal ya…Kafasinda kisaca bir muhakeme yapti. Bugun burada olmasinin sebebi cok eski yillara dayanmaktaydi. Mahkemenin cok vaktini almaktan cekindi. Ama en iyi politika durustluktur diyip basladi sozlerine.

- Cok eskilere dayanir aslinda hakim bey bugun burada olmamin sebebi. Bilmem ki zamanimiz yeter mi?

Hakim, eliyle devam etmesini isaret eden bir jest yapti. Ve basladi seruvenini anlatmaya…

“ Dogdugum mahalle-semt itibariyle Allaha sukur Fenerbahceliyiz. Sonradan olma degil haaa. Yanlis olmasin. Dogustan anlayacaginiz. Semtimizde dogunca ve Fenerbahceli aileye sahip olunca biz de her akli selim sahibi gibi dogru yolu tutmusuz. Ama sanssizligimiz yurtdisina uzun sureli cikisimizla olmus. Biz hep posterlerle buyuduk o yuzden hakim bey.

Ses dergisinin posterlerini animsar misiniz ? Yok Fatma Girik’in posterlerinden bahsetmiyorum. Sampiyon olan takimin posterlerinden bahsediyorum. Posterlerin altinda hani oturanlar, ayaktakiler yazardi. Oradan daldik biz bu islere.

Uzun favorili, sortlu adamlarin isimlerini o zaman kazimaya basladik zihnimize. Posterlerde poz verenler once toprak sahalarda, sonra zumrut yesili cimenlerde duruyorlardi. Poz verenler degisiyor, formanin reklami degisiyor ama o kutsal forma hep ayniydi. Sanirim kalbimize ilk sevda tohumlari o posterlerle atildi. Arada poz verenleri staddan gormek sansim da olmadi degil.

Mahseri kalabaliklarin onunde bir o yana bir bu yana top pesinde kosadursun onlar, ben bir gozle onlara bir gozle de bol soganli kofte-ekmegime bakiyordum. Turist Omer misali geldigim ulkeme ve stadimiza asinaydim. Ama dedim ya, biraz turist omer kivamindaydi bu ziyaretler…

Yasadigim ulkede futbol populer bir spor dali degildi. Buz hockey basta olmak uzere, celik-comak bozmasi baseball ile ilgilenmek durumundaydim. Ulkeye kesin donusumuzde futbola kanadali kalmadiysam sebebi babamdir. O ogretti topa sag ve sol ayakla vurmayi. Arada okuldan izin alip geldigimiz mayis tatillerinde kofte-ekmege daha az ilgi gosterip oyuna konsantre olmayi ogrendim. Kimse ogretmedi hakim bey.

Ne zaman cokulecegini, ne zaman senden uzun adamin sagindan yahut solundan pozsiyonu kacirmadan herseyi gorebilecegin refleksleri ben o gunlerde farkinda olmadan ogreniyormusum meger. Bir nevi okul gibiydi. Bir saniye uyusan golu goremezdin. Devamli uyanik olmak mecburiyetindeydin. Eh, Istanbul cocugu biraz uyanik olur derler ovunmek gibi olmasin. Daha maca gidipte golu goremeden gelmisligim yoktur, sukur.

O donemlerde peder beyle maclara giderdik. Acik konusayim, biraz sıkıcı olurdu. Insanoglu iste, nankordur. Bir sene evvel saat farkinin 7 oldugu ulkede kiminle olursa olsun da maca gideyim diye dua ederken, boyle findik ciktigi kabugu begenmez misali bir nankorluk de sanirim sadece bana mahsus degil.

Zamanla kendimiz gelip gitmeye de basladik. Stadda bagirdik, kufrettik, kavga ettik, catistik, sevindik, agladik, hem de bazen hickira hickira. Sonra zafer sarhosu olduk ayiptir soylemesi hakim bey. En guzel dostluklari kurduk. Guzel zamanlardi.

- Iyi de evladim cok gerilere gittin. Ne isin var o kadar eskilerde ? Konuya gel.

Ama hakim bey, bunlari anlatmadan bugun icinde oldugum durumu izaha kabil degilim. Musadenizle devam edeyim.

Efendim, ne diyorduk ? Heh, guzel zamanlardi dedim ya. Aslinda bakinca ortalama 2-3 sezonda bir basari kazanirdik. Buna da sukur, zira 14-15 sene bekleyeni vardi o sevinci. Sonra bir donem geldi ki sormayin. Bizimle dalga gecmek modaydi. Gecmeyenin kahvede selami alinmaz hale gelmisti. Icleniyorduk tabii bu duruma. Ama elden bir sey gelmiyordu zira sahaya mudahale etme sansimiz yoktu.

O donem kotu bir donemdi bizim adimiza. Her seferinde yeni yonetim geliyor, buyuk vaadlerde bulunuyor bizleri inandiriyordu. Her seferinde “bu sefer olacak” diye inaniyorduk. Olmuyordu. Daha ilk maclarda sapir sapir dokuluyor ve lige havlu atiyorduk. O yillarda hep ezeli iki rakibimizin adi bas sayfalardaydi. Aliskin degildik bizler buna.

Sonra nihayet arzuladigimiz basariyi yakaladik. Pek arkasi gelmedi ama olsun. En uzun bekleyisimiz sona ermisti. Fezadaydik mutluluktan. Ama akabi yine husran.

Artik arada sampiyon olmaya baslamistik hic degilse. Ama en ezeli rakibimiz ulkede ve avrupada basari kazaniyordu o donemde. Ifrit gunlerdi anlayacaginiz. Yine kulubumuz calkantili gunler yasiyor, kongreler hep olayli oluyordu. En sonunda 1 oy farkla yeni biri geldi hakim bey. Eski sube sorumlularindandi kendisi. Aslinda rakibinin kafasina Ali Sen o kadehi koymasaydi bugun ben karsinizda olur muydum bilinmez… Neyse, olan oldu.

Yeni hocalar, oyuncular vs derken bu donemde de hayli iddialiydik. Ama olmadi. Facia niteliginde skorlar alindi. Hele bir kupadan elenisimiz var ki onu siz de animsarsiniz mutlaka. O gunlerde ezeli rakibimizin uzun sureli ve seri sampiyonluklari geldi. Turkiye’de ve avrupada. Biz pek oyle “Turk takimidir, kazansin tabii” diyenlerden olmadigimizdan sevinmek ne demek, cileden cikiyorduk.

Sonra yavas yavas bir cok spor dalinda basarilar kazanmaya basladik kulup olarak. Sevincin de huznun de en buyugunu yasamaya aliskin oldugumuz icin tam iki sefer son anda bizi kahreden skorlarla karsilastik. Ama ertesi sezon basinda yine yerimizi aldik stadda hakim bey.

Yine oyle yaptigimiz bir sezonda bir aralar epeyi gerilere dustuk. Sonra arka arkaya galip gelmeye basladik. En ezeli rakiplerimizi geriden gelip sahalarinda yendik. Diger bir rakibimizle son duzluge birlikte girdik ve burun farkiyla galip ciktik. Ya da biz oyle sandik…

Daha zafer sarhoslugumuz gecmeden bir takim haberler duymaya basladik. Saibe… Sike… Ihbar…Saglam bilgi…Fotograflar…Kasetler…Ortalik tozduman oldu adeta. Hepimiz sorduk kendimize “Acaba???” diye. Inanmak istemedik. “Yok canim” dedik. Kimimiz reddetti, kimimiz kabullendi. Ama hepimiz varsa bir saibe ciksin ortaya dedik. Surunerek yasamaktansa olmek yegdir dedik. Degil alt lige, gerekirse amatore duselim dedik. San, sohret, zafer icin degil gozyasi, kader birligi icin sevdik dedik. Tribunden sevdik dedik. Yaptik mi denilenleri ? Valla ben yapmadim. O yuzden sorunun yanitini ben size veremem..

Onu sizin degerli meslektaslariniz ortaya cikartacaklar. Bagimsiz yargiya ben mudahale edemem. Umarim kimse de etmemistir ! Ama birinin hakkini yediysek, saniye tereddut etmem. Gozumu bile kirpmam. En agir sekilde benim vicdanimda cezalandirilir bunu yapanlar. Ve elbette bizler de bu cezaya raziyiz hakim bey. Denilenler dogruysa cekelim cezamizi. Boynumuz kildan ince. Ama once bekleyelim hele. Bakalim neler denecek, neler olacak.

Ama beni bugun karsiniza getiren sey yurumek hakim bey. Yurudum sadece. Ne birinin canina kast ettim. Ne malina… Kimse icin yurumedim hakim bey. Kendi irademle ve takimim icin yurudum. Renk askina, asiklarla yurudum. Amacim ne yargi surecine mudahale etmekti, ne kimseyi etki altina almak. O gorevi basin kuruluslarina devrettim hakim bey. Ben sadece omuzdaslarimla bu kulubun gercek sahiplerini gostermek istedigim icin yurudum. Kimseye bir zararim da dokunmadi yurudugum icin.

Bu kulubun gercek sahipleri son 5 yildir horlananlar, otekilestirilenlerdir hakim bey. Bizleriz yani. Koluna bileklik takilan, diger renkdaslariyla aralarina set cekilenler yani. Ise gelince 12 inci adam, ise gelince tukaka yani hakim bey. En kotu gunde, en kotu kosullarda her zaman orada olanlar bugun benim sahsimda sizin karsinizda hakim bey.

Ben kimsenin adami olmadim hayatim boyunca hakim bey. Bir kurus menfaat saglamadim kendim veya cevrem adina. Bugunku gibi hic suclanmadim hakim bey. Ben sadece Fenerbahceme olan askimi dillendirmek icin yurudum. Bunda bir suc unsuru varsa da cezama raziyim.”

- Sanigin beraatine…. Sonraki dava….

Misafir yazar: Ercan EREL (Canadian)

Wednesday, July 13, 2011

Suçluluk Karinesi

Normalde "masumiyet karinesi" diye bir şey vardır hukukta ama bu şike soruşturması sırasında tutuklananlara verilen tepkilerden, bilhassa dün gece tutuklanan Beşiktaşlı isimlerden sonra ülkedeki insanların bundan bihaber olduğunu yahut bunu yanlış bildiklerini düşünmeye başladım.

Elbette her taraftarın -ki ben de onlardan biriyim- takımının sadece böyle iddialarla anılmasından bile rahatsız olması doğaldır. Ötesi daha da midesini bulandırır. Buraya kadar bir sorun yok ama sanki bütün yargılama süreci bitmiş de bu kişiler hüküm giymiş gibi yaklaşmak da garip.

Masumiyet karinesi'nin özü; suçu ispatlanana kadar kişi masumdur, şeklinde Bizde algılanan ise suçsuzluğunu ispat edene kadar suçlusun.

Yapmayın yahu. Yazıktır, günahtır.

Ha, bu iddialar doğru çıkarsa, bahsi geçen kişiler malum sebeplerden hüküm giyerse n'olacak denir belki. Onlara da ne olacağı var mı diyorum... O zaman hep birlikte gömeceğiz o kişileri. Onu da belirteyim.

Friday, May 27, 2011

Diyet Ödenmeye Devam Ediyor: Orhan Şam Fenerbahçe'de

görsel: gsbasket.org

Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe'de forma giyen dünyaca ünlü basketbolcu Diana Taurasi'nin bir maç sonrası kendisinden alınan numunenin incelenmesiyle idrarında yasaklı maddeye (modafinil) rastlandığı açıklanmış ve bu olay Türk spor kamuoyunda çok büyük bir yankı bulmuştu. Daha sonra olaya müdahil olan olmayan herkes konuya dair fikir beyan etti elbette. Taurasi ve Fenerbahçe cephesi bir yanlışlık olduğunu iddia ederken, bunun aksini söyleyenler de mevcuttu.

Aradan belli bir zaman geçtikten sonra önce Taurasi'nin aklandığı görüldü. Oyuncunun final serisi için Fenerbahçe'ye döneceği iddia edildi ama bu gerçekleşmedi. Final serisinde Galatasaray'ı deviren Fenerbahçe 6. kez üst üste şampiyon olurken; Galatasaray cephesinde bu şampiyonluğun, doping yapan Taurasi'nin diyeti olduğunu iddia edenler vardı. Onlardan biri de GsBasket sitesiydi. Yukarıdaki görsel de GsBasket sitesinden alıntı zaten (kendilerine teşekkür edelim yeri gelmişken). Aynı sitenin forumlarında Taurasi'yi aklama operasyonunda Amerika'nın (Amerikan başkanının diyen de vardı) devreye girdiği de iddia edilmişti. Hatta Taurasi'yle birlikte Gençlerbirliği'nden Orhan Şam ve Karsspor'dan Ali Mesut'un da bahaneyle aklandığı ileri sürülmüştü.

Velhasıl kelam yine aradan belirli bir zaman geçti. Önce Taurasi Galatasaray'la anlaştı. Bugün de Gençlerbirliği başkanı İlhan Cavcav, Orhan Şam'ın transferi konusunda Fenerbahçe'yle anlaştıklarını açıkladı. Son anda bir pürüz çıkmazsa önümüzdeki sezon Orhan Şam Fenerbahçe forması giyecek.


İlk bakışta bu transfer size normal görünebilir. Ama yapboz'un parçalarını dikkatlice incelediğinizde GsBasket sitesindekilerin ne kadar haklı olduğu ortaya çıkmıyor mu? Doping yapan Taurasi'yi kurtaran Amerikan lobisi, arada bahaneyle kurtardığı Orhan Şam'ı da bugün Fenerbahçe'ye hediye etti diyemez miyiz? TBF ve TFF de bu oyuna ortak olmuş durumdadır.

Bütün bu olup bitenden sonra, "diyet ödenmeye devam ediyor" denmez de ne denir? Sorarım size a dostlar...

Monday, May 23, 2011

Şampiyon Fenerbahçe!

Yorucu ve psikolojik anlamda hayli yıpratıcı bir sezonunun ardından, ligin 2. devresinde dosta düşmana "Fenerbahçe şampiyonluğu hak etti" dedirten bir performans ortaya koyan Fenerbahçe 2010-2011 sezonu Süper Lig Şampiyonu oldu.

Her şampiyonluk anlamlıdır ama bu şampiyonluk hem bazı rakiplerin her hafta akla hayale sığmayan iftiralarına rağmen geldiği için hem de Fenerbahçe camiasının komple kenetlenmesinin sonucu olması sebebiyle ayrıdır.

Oyuncusu, teknik kadrosu, malzemecisi vs. diye devam eden, şampiyonlukta payı olan bütün Fenerbahçelilere ve bilhassa iç sahada dış sahada takımı yalnız bırakmayan taraftalara helal olsun denmez de ne denir ki? Şimdi Sarı-Lacivert bayramı! Bu sabah herkesin yüzünde bir tebessüm. Gözlerdeki parıltıyı görmemek imkansız. Paşalı Birol ağabey'in dediği gibi: "Şampiyonluk güzel şey be arkadaş!"

İki kişi için ilave cümleler yazmak lazım.

Bu şampiyonluğa en çok Aykut Kocaman için sevindim. Zaten en çok da onun için istemiştim. "Sen bizim kocaman gururumuzsun!"


Ve tabii ki Alex de Souza... Doktor! Senin gibisi bir daha gelmez!

Son söz de Turist Ömer'den gelsin: "Öyleyse bağırın ulan Fenerbahçe çok yaşa diye!"